burdanda ulaşırsınız isterseniz:)

31 Aralık 2013 Salı

BİTEN BİR YILIN SORGULAMASIDIR BU ....

evet bir yılın sonu bu  ..en sonuna geldik..iyi kötü geldi geçti işte..hımm bakalım nasıl geçti..............baktım iyi geçmiş:)
bu yazıyı yazarken evde  yılbaşı konseptinin dibinden yükseliyorum..tv de cem yılmaz..orta sehpa yılbaşına uygun karbonhidrat deposu..gelelim geçmiş yıl sorgulamasına..şükür ki verilemeyecek hesabımız yoktuuurrr..(birden politik mesaj verdim)
           
 evli ve çocuklu oluşumda değişen bir durum yok şükür.koca her gün eve geliyor hala...sağlıktan yana bir şikayet de yok..evin borcu hala bitmedi..şu borçlu olma durumumdaki istikrarı hayatımda da sağlasam oooooooo..neler olurum neler..aileye katılanlar;ayrılanlar ..HER ŞEY ALLAHTAN nidaları..yani herkesin hayatındaki kadar acı ve tatlı an bitti gitti işte..
        
hee bir de iş yeri halleri..malum iş yeri ilişkileri karı -koca ilişkileri gibi sürüp gidiyor..bir kavga bir barış..bir küs bir cilveli..amaaan bu kadar parayı her yerde alırım diyip hiç bir yere gitmeme durumu..valla konuşacağım başka eleman baksınlar bana iş mi yok deyip bi tık gıkını çıkarmama..kovsalarda gitsem valla deyip  lakin  insan kaynaklarının hiç aramamasını dileme durumları..yani iş durumları da stabil..
    sosyallikte ,kültürel faaliyette de çok aşmışlık yok..az sinema,  az tiyatro,  bol kitap  bu yıl da sürmüş....
         kısaca geldi gitti işte..fazla da anlam yüklememek lazım..şu anın tadı hiç bir şey de yok..şu an mutlumusun gerisi tırt yani..
   yinede üzerimize düşeni yapalım.mesajı verelim..yeni yıl yeni olsun işte..her yeniden bekleneni versin..sağlık..huzur..mutluluk..para..bana yeni telefon(araya kişisel mesaj girdi..sorry:)

İYİ SENELER.................

21 Mart 2013 Perşembe

BEBEK YA DA ÇOCUK DENEN ÇOK BİLİNMEYENLİ DENKLEM

Denk geldi işte ..eski iş arkadaşımla face te yazışıyorduk..kendisi şipşirin bir kız bebek bekliyor.şipşirin dedim zira benim için şirin olmayan bebek yoktur.sokak ortasındaki çamurla oynayanı da birdir benim için; son model pusetinde yatanı da..bebek yani nasıl şirin olmaz ki..hele uzmanlık alanım altı aylık olanlardır ..neden mi? hem tepki verirler ,gülerler, hemde kaçamazlar severken:)mıncıkla mıncıklayabildiğin kadar.öp kokla yani daha ne olsun.ilk hamileliğim geldi aklıma ...
    Benim çevrem  bebek sevgimi oldu bitti bilir.hani mahallenin çocuğuna bakan abla tipi vardır ya işte o tip benim.bundan dolayıdır ki beş aylık evliyken bebek beklediğim haberi çevremi hayli şaşırtmıştı..tabiki daha yaşın genç erken değil mi şaşırması değildi bu..aaaaa geciktin biz senden daha iyi bir performans bekliyorduk şaşırmasıydı..
     Hamile olduğumu öğrenmeden önce bir kaç hafta bulantım olmuştu ama öğrendikten sonra bulantılar bıçak gibi kesilmişti..doktorum buna annenin manyak gibi hevesli olması teşhisi koymuştu.şaka tabi doktorum çok aklı başında bir kadın yapmaz öyle şeyler..gel zaman git zaman günler günleri aylar ayları kovaladı..o gün geldi çattı..tabi bebeğimizin hiiç umrunda olmadı..günler günleri kovalamaya devam etti..gamsız bebeğimiz bana mısın demedi..artık konu komşu koro halinde ..sen daha oturuyor musun ?...adlı benim nefret ettiğim parçayı durmaksızın söylemeye başladı..hani oturduğumdan da değil..ayıptır söylemesi dokuz  aylık hamileyken karnımın üzerine düşüp kendi karnım üzerinde zıplama maceralarıyla doludur geçmişim..birde pronto adlı efsanevi mobilya cilasını pıstı dı pıstı dı sıkmak suretiyle düşmüşlüğüm vardır.tabi yine karnımın üzerini denk getirdim itinayla..o gün bugün almam o pronto salağını evime:)
       Elbette bebeğimiz bir gün doğdu Allahın izniyle .. tıpkı hiç bir uçak havada kalmadığı gibi hiç bir bebek de içeride zamanından fazla kalmıyor.eninde sonunda ömrü var ise dünyaya gelip ,senin  o güzel küçük mutlu dünyanı zindan ediyor.hahaaaa.tabiki zindan ediyor.kimse bana maval okumasın rica ediciiim.insan mazoşist eğilim içerisinde değilse ilk bir kaç aylık dönemden hoşnut olamıyor.yaklaşık kırk beş gün bir çekyatın kenarına kıvrılmaktı uyku diye gerçekleştirdiğim eylemin adı..ve sadece gaz yapmamasını dileyerek; dualar ederek  ayin edasıyla ağzıma tıkıştırdıklarım, bir çok insanın yemek yediğimi iddia ettiği şeydi..hani annelik şöle kutsal ,bööle özel diyorlar daha üç beş günlük bebeleri kucaklarındaki kadınlar ..onlar  anne ise ben herhalde anne değilim diyordum..evet evet başka açıklaması olamaz, ben herhalde kayınçi ya da enişte olmalıydım..ama anne değil..belki de benim yaşımın küçüklüğü (ki şimdi böyle düşünüyorum o zamanlar en iyi bilen bendim hiç te genç değildim.hele on beş gün hemen hemen hiç uyumayınca birden oldum erdim piştim gibi geliyordu) beni zorladı..ama hayatımdaki bir çok olumsuz şey gibi bu da çabucak geçti gitti.bir iki ay sonra sanki hep bir çocuğum varmış ve ondan öncesi yokmuş gibi geldi..tuhaf ama evlendikten sonra eşimin hayatımda olmadığı dönemi pek hatırlamaz olmuştum.ilk kızımdan sonra çocuksuz hayatımı ve ikinci kızımdan sonra da tek çocuklu günlerimi pek dile getirmez oldum..ya bende erken bunama var yakın geçmişi çabuk unutuyorum ya da hayatıma dahil olanlara çok sıkı ve şartsız bağlanıyorum.
     Şimdilerde çoluk çocuk o günlere nazaran hayli büyüdü..artık karnını doyurup temizliğini sağlayıp bir de uyku düzenini tutturmakla  hiç bir şey hallolmuyor.hani bir laf var ya BÜYÜDÜKÇE DERTLERİ DE BÜYÜYOR.bence çocuklarımızın dertlerinin  büyümesinden çok  ; onlar büyüdükçe bizim tahammülümüz azalıyor.
   Bu aralar offfff anne ; yaaaa anne....üffff anne oldu yeni adım..her şeye bir şikayet her şeye bir kusur..hani ağladığı uyutmadığı günleri de özlemiyorum değil..ama büyüdüklerini görmek çok güzel bir duygu..tabiki bende her türk annesi gibi ANNEYE ÖFLEMEEEEEE...ANNEYE ÖFLENMEZ ALLAH TAŞ YAPAR ADAMI ..diyorum.kıkır kıkır gülüyorlar o zaman..
   Ben her gün şükrederek yaşıyorum bu iki melaikeyi bana veren Allahıma..ve hep ardından şu dua dökülüyor dilimden ALLAHIM HER İSTEYENE NASİP ET..bir de bebeği olmasını istediğim iki kişi var hayatımda en çok da onlara dua ediyorum.AMİN...











18 Şubat 2013 Pazartesi

HER ŞEYİN EVDE YAPILABİLİTESİNİ ÖLÇÜYORUM.AMACIM TAMAMEN BİLİME KATKI


         Nasılsınız sevgili okuyanım..çok ihmal ediyorum blogumu çok.ama inanınki fırsat bulmakta zorlanmıyorum dersem yalan olur.nasıl da uzattım değil mi cümleyi.böyle havalı oluyor.özetle  fırsat bulamıyorum.ama yazı yazmıyor olmam ;sizleri düşünmediğim hatta size yazacak yazı malzemesi bulmadığım anlamına gelmez.araştırmacı karıştırmacı blogerınız  bu hafta sonunu da komikli ;hatta çok komikli geçirdi.
efendim geçen aydan beri bir tiyatro sevdam tuttu bir tiyatro sevdam sormayın..zaten severim ama bu ara sahne tozu yutasım kendimi sanat dallarından tiyatroya adayasım var.oyun seçimime gelince çok titiz davranıyorum bu konuda araştırıyorum soruşturuyorum ince eliyorum sık dokuyorum..dersem yalan ..eve en yakın tiyatrodan orta kısımda boşluk varsa alıyorum gitsin..hepsi sanat değilmi?karşı yakada oynanan oyun daha mı sanatsal :)
           İşte yine bu sanat süzgecimden geçirerekten aldığım ANTİGONE oyununa doğru ateşe uçan pervane misali uçuşaraktan gittik.arıza daha evden çıktığımda başladı..dışarıda pırıl pırıl gözüken havanın insanı donduracak kadar soğuk oluşu ve benim üzerimdeki kıyafetin bahar aylarına münasip incelikte oluşu beni yıldırdı mı hayır .
      Arada sırada üşüyormusun diyen kocama da hafiften titreyen dişlerimin arasından ne alaka canım ben severim kuru soğuk ayazı dedim.derken tiyatroya geldik bir de ne görelim.başrol oyuncusu  rahatsızlanmış yerine bir başka oyun koymuşlar.aaaa olsun neye niyet neye kısmet..hem içeriside sıcacık çıkarmıyım? iki perde boyunca ısınmak tüm sanat duygularımı bastırdı.hem düşündüm eve yakın mı yakın yerimiz sahnenin ortasında mı evet.benim kriterlerim tamamdır.kurulduk yerimize ..ohhh sıcacık ..karnımız tok sırtımız pek ..sanatımız da var ..daha ne ister metropol insanı..
                           Oyun  tek kişilik bir oyunmuş.ve tamamen evliliği ;düğün hazırlığını; gelinlik ve düğün şarkısını hayatının odak noktası haline getiren evlendikten sonra ;yani bir kaç yıl sonra kocası intihar eden bir kadının hikayesi..ve bu süreci gayet acıklı felsefi bir dille anlatıp en sonunda kendisinin de intiharını sahnelemişler.sürekli ağlamaklı konuşan bir kadın..ve uyuyan bir koca ..yanlış anlaşılmasın oyuncu kadının değil o uyuyan koca. bizzat benim kocam..evet gerçekten uyudu..kızdım mı ? hayır tabiki de kızamadım..olsun ..pişman mıyım hayır.hani benim de gözüm bir iki düşmedi değil.ama ikimizde uyursak sanata saygısızlık olur diye korktum.kendimi siper ettim kocamın güven içinde uyumasını sağladım.,
YAPTIKLARIM YAPACAKLARIMIN TEMİNATIDIR.PEEEH
muhteşem hafta sonum bununla son buldu sanıyorsanız fena yanılıyorsunuz.efendim her hafta sonu başıma iş açmazsam içim rahat etmez benim. bendeniz cevizli sucuk denilen bazı yörelerde irocik;orcik;şeker sucuğu ;bandırma ;batırık da denilen fevkaladenin fevkinde olan yiyeceğin hastasıyımdır.hani arada bir köyden öteden beriden getiren olur ama tabi eser miktarda :)bir kaç kez kuru yemişçiden almışlığım var ama son alışımda içerisinden değişik canlıların çıktığını görünce kimseyi yerinden yurdundan yuvasından etmemek gerektiğini anladım.ne var canım o böceklerde ceviz içine yuva kurmayı seçmiş ..yargılayamam.bende ahdettim evde bunu yaparım diye.interneti araştırdım kamuoyu araştırması yaptım.kaynanama büyük anneanneye sordum..ve malzemeleri hazırladım.ipe dizdim tüm fındık fıstık ceviz badem ne bulduysam.harcını yaptım.batırdım çıkaramadım içine düşürdüm; ipin ucu uzun olmuş takıldı oraya buraya falan derken becerdim galiba ..koca yardımı da aldım.sopalara asmak için..çok ama çok eğlendim.döküleni saçılanı ziyan olmasın diye yemekten midem bulandı..ama tekrar ediyorum çok  eğlendim ..taa ki kayınvalidemle yaptığım hazin telefon görüşmesine kadar..bu cevizli sucukların kuruması nereden baksan on- on beş gün sürermiş..yıkıldım.ben ki çocuklarımı bile beş ayda doğurabilme hayali kuracak kadar aceleci kazım(kocamın bana taktığı ad bu   ne romantik değilmi?  ) bir insanım..nasıl beklerim on beş gün? zaten hevesim geçer benim üç günde.olsun yaptım mı yaptım.bir ara da evde tarhana yapma maceramı anlatacağım size ..ama o çok acıklı bir hikaye......

NOT:yine kısıtlı zamanda yazdığım için sürçü imla olduysa affola

24 Ocak 2013 Perşembe

DOKUZ YIL ÖNCEYDİ..KARLI BİR KIŞ GÜNÜYDÜ..

Tam dokuz koca yıl önceydi..diz boyu kar yağmış; bulunduğumuz bölge (böyle diyince kendimi alp dağlarında bir kasaba da yaşıyormuşum gibi hissettim) karlar altında kalmıştı.( iyice dramatize ettiğimden emin olmalıyım).insanlar evlerine doğru yarım saatlik olan mesafelerini sekiz  saatlere çıkarmış hatta bu mesafeyi kar üstünde sekerek bade süzerek geçirmeye karar vermişlerdi.
    İşte o günlerde farklı bir şey yapmalıyım herkese fark atmalıyım diye düşünürken birden şimşekler çaktı kafamda..evet dedim ben bugünlerde doğurmalıyım..hemde kar diz boyuyken..kararımı vermiştim ne olursa olsun doğuracak bu günlerde adımı kardan bir adım önce anılır hale getirecektim ..
    Planımı yapmıştım..hahaaahaaa..yalaaaan tabi.daha doğumuma iki haftadan fazla vardı ama  doktora  göre; artık tansiyonumu ölçmek zorlaşmıştı..hatta tansiyonum yüksekliğinin pes bu kadar da olmaz hatta kaba olacak ama oha seviyesine geldiğini artık kabullenmeliydik .karar verildi sabah bebek gelecekti..
  Benim hiiç bir b planım olmadığı için çaresiz sabahın kör vakti aç bilaç zincir takılmış bir araba ile takır tukur sesler çıkartaraktan önce annemle abimi almaya gittik..hani kocam yalnız kalıp sıkılmasın diye.sağ olsunlar ellerinde iki üç dilim kızarmış ve üzerine peynir sürülmüş ekmekle arabaya bindiler ..tabiiki benim yemem yasak; malum ameliyat :(  zaten onlarda kocama getirmişler.ama arabaya dolan kızarmış ekmek kokusunu asla unutmayacağım..insan dostunu düşmanını basit şeylerle de anlıyor aslında..
  Şimdi bu hikaye komik bir hikaye olacağı için, durduk yere duygusala bağlamanın gereksiz olduğunu düşündüğüm için ; bir akşam önce henüz iki buçuk yaşında olan büyük  kızımı ( ne kadar  büyük denebilirse )
babaannesine emanet edip ve o karda buzda eve yürüyüp de gideceğim diye tutturduğum ve yol boyunca hayatımda ilk defa hiç susamamacasına ağladığımı ve bir daha onu görememe korkusunu iliklerimde hissettiğimi belirtmeyeceğim.babası babaannesine bırakmak için kucağımdan aldığında yaşadığım o kopma duygusu hala içimi dondurur. .ve en çok da zavallı kocamın hem beni susturmaya çalışması hemde o kocaman karnımla buzda düşmeden yürümemi sağlamaya çalışması ..amaaan ne üzülücem ..ertesi sabah kızarmış ekmekleri sırıtarak yediğinde kendisine zerre merhamet beslemeyecektim nasıl olsa..
  Derken bebek geldi .oh ta ne güzel oldu.yanılmıyorsam en güzel bebek benimdi.hahaaa ya da bana mı öyle geldi ?...çok yakın olan bir iki akraba ziyaret etti ve herkes evine çekildi..kardan kıştan yollar kapandı..bir sen bir ben bir de bebek..kaldık hastane odasında..bebek babasının kucağında  beşiktaş maçı seyretti.. anne hastane koridorlarında diğer annelerle lak lak etti  ..  hayatımıza devam ettik iki üç gün.öbürsü çocuğumuzu da  yanımıza alaydık kalırdık bir on on beş gün . memnunduk yani halimizden ..neden çünkü tecrübeliydik..daha önce bu filmi görmüştük.hastaneden eve dönende ne menem bir hayat bekliyor bizi az çok kestirebiliyorduk.. hastanede ziyaretçi yasağı vardı  sanırsınız ..aşağı yukarı tüm odalar bizimle aynı durumda..kimseye ziyaretçi gelemiyor.sürekli telefonlar çalıyor..karşı tarafın ne dediğini duymanıza gerek yok hep aynı sözler..''yok canım ne kusuru gelmiş kadar oldunuz bu karda aman çıkmayın sakın''  hiç unutamadığım anlardan biri..arabayla dönmek tehlikeli olur diye taksiyle dönmeye karar verdik ve taburcu olduktan sonra tam bir saat on beş dakika lobide; üzerimiz giyinik, kızımız sepetinde sarılı taksi bekledik.

           Sonra işte..... dokuz yıl oldu bugün...NE GÜZEL DOKUZ YIL..


9 Ocak 2013 Çarşamba

EVİM EVİM ..KARIŞIK EVİM..

Biz kimiz.biz Türküz .ee dolayısıyla oluşturduğumuz gruba da Türk ailesi deniyor..bizi nereden tanırsınız? belli başlı özelliklerimizden..başka Türk ailelerini bilmem ama benim ailemin beni delirten bazı huyları suyları var.huyu suyu derken ne anlamlıydı bu tamlama .çoğul olunca havada kaldı huylar suylar:)
  Mesela bizim evde her prizde muhakkak bir şarj kablosu var. ucunda ait olduğu alet olsun ya da olmasın.benim gibi şarjı bitince fark etmeyen, ancak ve ancak başka telefonlardan aranınca aaaaa şarjım mı bitmiş hayret diyen birinin ailesi olarak ne kadar da şarj meraklısı değil mi my family..abartmıyorum kocamın kamerası bilgisayarı telefonu aynı anda şarjdaydı az önce..nedir bu adamın şarjsızlık korkusu..ben bir ara çocukluğuna uzanayım..çözeyim bu olayı..
  Sevgili annem her kapının arkasına askı yaptırmak taraftarı ve her dolabın üzerine eşya koymak gerekliliğine sonsuz inanıyor.bense deli olurum dolap üstü eşyalarından.ve tabiki sevgili yavrularımda anneannelerinin kopyası.kızlarımın kapı arkasında astıkları eşyalar bir çamaşır makinesi dolduruyor. askıdan hoop makineye..açıklamaları da net..eeeee dolaba koyunca da kızıyorsun..hep ben suçluyum..
  Portmantomuzda hep bir tarak ya da saç fırçası bulursunuz..niye? efendim oradaki ayna uzunmuş ..saçının tamamını görebiliyormuş.peeeh ..kız çocuğu hayatının bir kısmını saçına takıntılı  yaşıyor:)
   Heeee bir de en çok muzdarip olduğum konu..efendim çeşitli zamanlarda çeşitli yerlerde görüp beğenip evimde görmekten mutluluk duyacağım dekoratif kaseler  almışım bir hata yapıp..hata mı? neden? çünkü benim dekoratif kaselerimin her birinde ıvır zıvır diye tabir edilecek eşyalar dolduruluyor.ıvır zıvır nedir diyecek olursanız  lazım olduğunda hayatınızın odak noktası olan diğer zamanlarda cümle içinde bile bir anlam ifade etmeyen eşyalar topluluğu... anahtar, şarj kablosu,metre, ayakkabı çekeceği,kalem pil,mandal,kitap ayracı,ıslak mendil evet şaşırmayın en büyük boyundan,çeşitli apartman aidatı su faturası kredi kartı ekstresi gibi olmasa da olur tarzında kağıt parçaları(zaten hepsi ödenerek hayatımı karartıyor bir de anı saklar gibi onları saklıyoruz)..daha bir kase, tabak görmedim ki masaya ya  da sehpaya bırakıldığının üçüncü günü boşluğunu muhafaza edebilsin.maksimum iki günde full.
      Çekmece olayına hiç girmiyorum bakın..çünkü benim kanayan yaramdır çekmece konusu..rüyalarıma girer yeni gelin gibi açınca düzgün duran çekmeceler.ama benimkileri bazen açmak bile istemiyorum ..bir daha kapatamama tehlikesine karşılık..
Bunlar dert değil biliyorum ..her şeye söylenmemek gerekiyor.kıytırık eşya parçaları için kalp kırmamak gerekir .mühim olan evdeki huzur mutluluk budur ..teoride bilgim sonsuz..pratiğe dökemiyorum..İŞTE BUNLARA SİNİR OLUYORUM

6 Ocak 2013 Pazar

HEDİYELERİN RUHU....

Hediyelerin ruhuna inanır mısınız? ben çok inanırım..nedir şimdi bu hediyelerin ruhu dediğinizi duyar gibiyim..heheee seviyorum böyle köşe yazarı cümleleri kullanmayı .yok anacım duymuyorum hiç bir şey .sadece hava yapıyorum ..neyse konuya döneyim.
Hani her insan hediye, alır hediye verir.genelleme yaptım ama için için böyle olmasını dilediğimden yani:)bende her insan gibi bayılırım birilerine bir şeyler almayı .ne olursa .ama bana alınmasına da ayrı bayılırım.şükürler olsun hayatım boyunca fazlasıyla şımartıldım bu konuda.ve yıllar geçip çocuklarım olunca da işin seyri onlara doğru kaydı.yaş aralıkları da az olduğu için zavallı eşimiz dostumuz daima elleri kolları çifter çifter dolu gelmeye başladı.ee malum kardeş kıskançlığına sebebiyet vermeyelim diye.aslında buna da karşıyım  hani...hayat adil değil .öğrenmek öğretmek lazım çocuğa.birinin ihtiyacı olana diğerinin olmayabilir aynı anda.bazen imkanlar sıralama gerektirebilir.ama tabi hediye alana bunu söylemek acayip derecede ayıp olacağından bu ulvi bilgimi kendime saklıyorum .hehee hayır canım hediyeye bayıldığımdan ve çocuklarım cıvıldaya cıvıldaya hediye paketi açtıklarındaki ruh hallerine aşık olduğumdan değil.
Gelelim hediye ruhu diye adlandırdığım hadiseye.ben hediye alınan eşyanın ne olduğuna asla takılmam.ama bazen öyle hediyeler gelir ki hani cuk oturdu dersiniz ya.işte öyle.hani arayıp tararsınız bulamazsınız ve birİ hiiç haberi yokken alır gelir.işte orada benim hediye ruhu hadisem başlar.çok denedim böyle hediyeleri alan insanların çok içten saf ve temiz hislerle bunları aldığına inanırım.ve o insanlara sıkı sıkı tutunmak isterim.sizin ihtiyacınız olan bir şeyi ya da gördüğünüzde midenizde kelebekler uçurtan( pardon o aşktı değil mi karıştırdım) eşyaları alanlar asla kötü olamazlar.bu hediye olayını örneklemek gerekirse ilk aklıma gelen küçük kızıma  hediye gelen   kot pantolon.e ne var bunda pantolon işte diyecekseniz hemen uyarayım demeyin .zira çok zayıf bir çocuk olduğundan; kendisine tam oturan bir pantolon arayışında olduğumuz ve bulamayışında olduğumuz bir günde aniden gelince insan haliyle hisleniyor ..  yine yaklaşık iki ay arayıp da bulamadığım kel alaka bir renk eşarbın konuyla ilgisi olmayan biri tarafından hediye olarak gelmesi  ...ve tam aradığım renkte olması  .ve bir başka aklıma gelen ; evimize yeni taşındığımız günlerde gün içerisinde almayı düşündüğüm kapı paspasını akşam gelip kapı önümde bulmuştum...işte bazen anlıyorsunuz sevebileceğiniz insanı.. .ve çok sıkkın bir günümde kargoyla gelen bir kitap ve bir paket mis kokan kahve paketi. .ve daha buna benzer sayısız hadise.burada saysam upuzun bir liste olur.
 Ve bu konuda bir tezim daha var.hediyeyi alan kişi  ne kadar içten alırsa o kadar çok kullanıyor insan.eskimiyor bu hediyeler .ciddi ciddi kafa yoruyorum bu konuda gördüğünüz gibi..şaka tabi.ama güzel bir his yani.

3 Ocak 2013 Perşembe

BİR BEN VAR BENDE BENDEN DOMESTİK BU ARALAR...

uzun yıllardır çalışıyorum.yani liseden mezun olmadan önce başladım .fasılalarla devam eden yaklaşık 15 yıllık bir çalışma hayatım var.resmi ve gayriresmi olmak üzere yani halk dilinde sigortalı ve de sigortasız olaraktan..heee bir de sigortalı olduğumu sandığım ama gerçeğin hiiiç te öyle olmadığını anladığım çalışma performanslarım oldu.yani lafın kısası bana uzun gelen bir zamandır çalışmaktayım.
    hani modern kadınız .çalışan kadınız ..üreten bireyiz.cartız ..curtuz..ne yani evde körelelim mi..sen çalışmazsan ben çalışmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa..gazıyla çalışıp duruyoruz. sizi bilmem ama bana bazen ööğk geliyor çalışmaktan.hani eve gelip bir erkek edasıyla yaşasam belki sorun olmayacak ama kadın olup çalışıp; eve de kadın olarak geri dönünce işte zurnanın oralarda bir yerde zırt dediğini varsayıyorum.bunalıyorum.yoruluyorum.yapım gereği de her şeye yetişme çabasında olduğum için tükeniyorum ..ama kan kusup kızılcık şerbeti olayı var ya işte bende genelde  vuku buluyor bu hadise.
  ben evdeki hanımları görüp özeniyorum..terliğimi çantama koyup şıkır şıkır giyinip gezmelere gitmek istiyorum kocadan yarım saat önce  koştur koştur eve dönmek uyduruktan bir yemek yapmak istiyorum.
kafamı tek meşgul eden şeyin; derin dondurucuda  , barbunya ya mı yoksa bezelyeye mi çok yer tahsis etmem handikabı olsun istiyorum.hafta sonu  denen hadise  çamaşır ve ütü günüm değil ,alıp çocuklarımı takılıp kocamın koluna gezmelerde olmam gereken bir hadise olsun istiyorum.zira işimi gücümü hafta içi denen bana çalışınca yıııııl kadar uzun gelen zaman diliminde yapmış olmalıyım.hamarat bir ev hanımı olurum herhalde.hani turşusu çıtır ;keki poof diye kabarmış;sarmaları kalem gibi ;evi her daim domestos esintisi kokan öğlen on ikide işini bitirmiş bir kadın..hahaaaa..düşününce ne güzel değilmi?
  hayal bir yana dursun.tabi   biliyorum evde kalınca her şeyin bu denli toz pembe olmadığını ..evde çalışmanın da yer yer dışarıdaki iş hayatından bin kat zor olduğunu ..zira altı yıl evde kalmışlığım var.tabi bu altı yıl içerisinde iki çocuk dünyaya getirdiğim ve henüz yirmili yaşlarımın en başında olduğum düşünülecek olursa ağır bir çalışma temposunda olduğum anlaşılır.o yılları çok da hatırlayamıyorum.nasıl bir kafadaysam artık.koşturmanın hızından kuranderde kalmış benim kafa:)
  özetle aslında çalışmayı hiç sevmiyorum diyemem .bayılıyorum da diyemem .evde kalınca da sıkıntıdan patlarsın diyorlar.sanmıyorum ama ona da belki diyorum.bildiğim tek şey var .çocuklarım büyürken çok şeyi kaçırıyorum.çoğu zaman yorgun ve tahammülsüzüm.çekilmez bir adam oluyorum aksi nalet diyemesem de bir tık yakınım yani..bu aralar ruhum domestik takılıyor.brokolili puf böreği yapmak istiyor.

8 Aralık 2012 Cumartesi

YOLLARIMIZ AYRILIYOR..

İçerisi tıkanaraktan basanaraktan dolu bulaşık makineniz bozuluverirse ne yaparsınız?.hiiç siz de bozulursunuz.işte ben de öyle yaptım ;bozuldum, bozuldum..çıkartıp teker teker basaraktan; bade süzerekten yıkadık çaresiz..sonra tamirci geldi ama bir değişiklik yapıp tamirciye tamir ettirmedik.marjinal olduk.sadece baktı ve gitti.sadece göstermek istyorduk.haahaaa ..şaka tabi ..makinemize azcıkın para sıkışmış da..bozukluğu ondanmış..tabi bilirsiniz tamir parası standarttır..ya yeni makinenin yarı parasıdır ya da tam parası:)
Yeni makine almaya karar verdik .zira  makinemiz 11 yıllık tamire hacet yok yani..makinemiz dediğime bakmayın; asla aramızda sıcak bir ev hanımı ve aşık olunan bulaşık makinesi ilişkisi gelişmedi.gelişemedi.ya ben ev hanımı olamadım ya o sevimli hamarat makine olamadı.olmadı mı olmaz işte.bozulsun diye çook baktım gözünün bebeğine ama bozulmadı.bozamadım..bozamadım da  ama doğru da çalıştıramadım..kafasına buyruk çalıştı kendince..bir keresinde hiç unutmam akşam çalıştırıp yattım da sabah kalktım hala çalışıyor.içerisindeki her şey tertemiz olmuş..tabak çanak ne varsa ;üzerindeki  baskı boyayı akıtmış kurtulmuş..ve daha bunun gibi nice maceralar..ve nihayet sonuna geldik.yarın kendisiyle centilmence ayrılacağız.ama ikimizde üzülmeyeceğiz.lakin sevmiyoruz birbirimizi..hiç üzülmeyeceğim.
  Her şey iyi hoş ta yenisini alabilmek o  kadar kolay değil malum.ama zoru başarıp almak zorundayım .onsuz yapamam.şimdi yeni bir macera başlayacak.seçip beğenme faslı.rengi modeli kapasitesi su sarfiyatı ...elektirik tasarruflumu değilmi ?barnak izi bırakıyor mu? sadece balistik mi anlıyor dokunduğumuzu? ışıklımı  ıvırı zıvırı bitince sinyal veriyor mu  yüzsüz yüzsüz? yoksa hanım hanımcık olup sahibesinin verdiğiyle mi yetiniyor? kanaatkar mı ?.cefakar mı ? hamarat mı?..offff..kredi kartına kaç öpücük şeklinde?..bir cumartesimi de bu zıkkım olası makine savaşı kazanacak.hani benim cumartesim tatildi ????hani  bana aitti?????.çay içeceğidim simit yiyeceğidim.açacaktım kollarımı gitme diyecektim.evet ben repliğe bağlar oldum..bana bol şans diliyorum.
Umarım sevgi ve saygının hakim olduğu temiz bir ilişki kurabileceğim  bulaşık makinem olur.

21 Kasım 2012 Çarşamba

YOĞUNUM ..NEDEN AMA ?

Her şey yarım kalmak mı zorunda? acaba bir ben miyim bu yetersizlik duygusunu yaşayan
sabahın köründe kalkıyorum ve düğmeye basılıyor bir yerden..hooop değiş tonton gibi bir şey oluyor .
Bir uyandığımı bir binadan çıktığımı anımsıyorum arada yaşananlar ezberden gidiyor..işe git .çalış çalış ..hiç bir şey bitemesin sen yarım bırak ..hoooop değiş tonton..akşam oldu ..evdesin ..evde de uğraş ..hoooop gece
oldu..hooooop..dur orada..
Ben çay içmek istiyorum..ben kitap okumak istiyorum.film izlemek; çocuklarımla arada bir hafta içi kaçamağı yapıp sinemaya gitmek;eş dost akraba görmek;falan falan falan ..liste uzar gider..ama olamıyor olmuyor..
işte iş yarım kalıyor..evde ev yarım kalıyor..belki de hayat yarım kalıyor..acaba bu normal mi?endişem yersiz mi?
Hafta sonu zaten ayrı bir kabusa dönüşüyor bazı bazı..sizi bilmem ama ben çoook yıllardır bir cumartesi hiç bir şey yapmadan boş boş pijama terlik dolanamadım evde..hep bir telaş hep bir koşturmaca..aslında tanıyanlar bilir sakin insanımdır.fazla aksiyonlu değilimdir..sinirli gergin asla değilimdir.ama işte demek ki benimde rolüm yoğun kadını oynamak hayatta.hani derseniz neden yoğunsun ?.Vallahi cevabım yok.ama işte bir  şeyler bitmiyor hayatımda.Allah bitirmesin ..yazarken  bir taraftan da tırsıyorum .yapacak işi olmayanlar hayatında kimsesi bulunmayanlar  ne yapsın diye..şükürler olsun elbette..
Bende az değilim tabi ..rahat duramıyorum.oraya da gideyim bunu da yapayım..bunları da göreyim.arkadaşlarımı özledim.onlarda gelsin biz de gidelim ve bunlar yapabildiklerim bir de hayatımda taslak halinde olanlar  var ..oyy oyy  onları hiç sormayın..yemek kursuna gitmek ;küçük şehir dışı turları;tarihi mekanları gezme projesi ;agatha cristie film serisi izleme planları  vs vs ..ben hak ediyorum bu yorgunluk hallerini ..müstahaktır bana..acır mıyım acımam tabi kendime ne acıyacağım..:)

5 Kasım 2012 Pazartesi

YOU TUBE YENİ HOBİM..BEN GEÇ KALDIM DEĞİL Mİ?

Bu aralar yeni favorim you tube da yemek yapma videoları izlemek..pasta olur börek olur kurabiye hımmm nefis olur..yani yapmak değil izlemek eğilimindeyim.ne olursa izliyorum amatör profesyonel hepsini...sonrada malzemelerin nerede satıldığını bulmaya çalışıyorum.yabancı dilde olanları çeviri yapan sitelerde tercüme ediyorum .arıyorum ,tarıyorum ,buluyorum..sanırsınız ki az izleyip kalkıp yapacağım  ..hahaaahaaaa...
      bakıyorum değişik bir kalıp mı kullanıyor ..hemen giriyorum mutfak aletleri satan sitelere fiyatlarına bakıyorum daha ucuzu var mı diye araştırıyorum.sonra internetten almak güvenilir değil diye düşünüyorum .nasıl olsa  satan dükkan vardır canım herkes netten mi alışveriş yapacak  cık cık cık  .sesli sesli söylendiğimde oluyor; olmuyor değil. ama henüz ,az da olsa aklım başımda olduğu için ;yanımda koca müessesesi olmadığı zaman ;sesli söyleniyorum. belki arada kaçırdığım oluyordur zaar.  neden derseniz  canım kocam ööleee bakıyor yüzüme bazı bazı  .hani ne diyor bu kadın diye..adreslerini not ediyorum sanırsınız ki ayağıma ayakkabımı giyip çıkacağım yola..
      efendime söyleyeyim bununla bitti mi sandınız yoook..biter mi ..ben cılkını çıkarmadan bitirir miyim ..cık olmaz.başlıyorum gıda üretimi yapan fabrika videolarına..makarna nasıl imal edilir ?patates cipsi nasıl paketlenir ?sakız nasıl üretilir? donut yapan fabrikalar donutu nasıl süslüyor? pasta hane şefleri nasıl on beş pastayı aynı anda yapabilir?nasıl olağanüstü bir hızla süsleme yapabiliyorlar?.izliyorum izliyorum izliyorum..hani denetle deseler elime bir klasör alıp gideceğim sanırsınız .ama açıkça söylemek isterim ki  Türk insanı bir şey yapılırken seyretmeyi sevdiği kadar hiç bir şeyi sevmez.ama kalk yap desen bi gıdım kımıldatamazsın.yapılmışı eleştirir ama yaptığını asla eleştirtmez( bu kelimeyi dünyada ilk ben kullandım gibi hissettim ELEŞTİRTMEZ..hım yok büyük harfle yazınca o kadar da ilk değil gibi geldi)
    sonra nemi yapıyorum merak eden okuyucularıma söylüyorum..merak etmeyin ..hiiiç ..yani hiç bir şey yapmıyorum..valla uzun süre kurabiye yapımı izleyince canım yemek bile istemiyor..kaldı ki kalkıp yapmayı zerre düşünmüyorum.yani göz doyuyor..ne kalkıp yapmışlığım oluyor ne gidip o dükkanları bulmuşluğum ne de bir şey almışlığım ..ben yolunu buldum..izle izle gözünü gönlünü doyur, bıktır, sıtkını sıyrt:))

mutlu kalın..becerebilirseniz tabi..olmadı you tube dan mutsuz  nasıl kalınır izleyin izleyin izleyin..bıkınca direk mutlu kalmaya şartlanırsınız..belki:)



not:bu yazımı çok yorgun bir anımda yazdığım için imla denetlemelerini tam yapmamış olabilirim..şimdiden sürçü lisan olduysa affola.
   
     


27 Ekim 2012 Cumartesi

BAYRAM GELMİŞ NEYİME DEMEYELİM... DİYENLERİ UYARALIM...

Bayram bayram hey..bayram severim ..adı her ne olursa olsun severim ..kabotaj bayramı bile eğer peşi sıra tatil getiriyorsa sevilmeyi hak ediyor gözümde.bayramların en çok dini olanını ; dini olanın da en çok kurban bayramı olanını severim..hayır tabi tatili dört gün diye değil..hahahhaaa
 Bayram demek dostluk demek küslerin barışması demek.gek ..gek gek..adlı klasik bayram geyiği değil benim sevdiğim tarafları..tabi dostluk, barış, doğa, hak ,insan, özgürlük her daim sevilesi şeyler  ama işte :( herdaim mümkün olmuyor.
    Benim için bayram demek büyüük temizlik demek..şimdi sadece bayram için mi temizlik yapıyorsun diyenlere sesleniyorum ..EVET ..şaka tabi ama senede iki defa evi altüst etmek; son derece faideli davranıştır kanaatimce..hele biz gibi çalışan kadınlara itici güçtür ..dürtükleyici takviyedir.hadi kalk diyen anne gibidir.ev temiz ,deniz temiz turmepa ..ölee bi şey vardı .her yerde afişleri asılıydı bir ara .nereden geldi aklıma
    Bayram demek çocuklarınızın( benim gibi iki çocuğunuz varsa çarpı iki  harçlık demek.üç çocuk diyen başbakanımı dinleyesim geldi aniden) elinden harçlıklarını çeşitli vaatlerle çorlayabilme ihtimalidir..sonra bunu kendinize yakıştıramama hatta tuuuu yazık olsun size deme olayıdır..şaka ..asla almam  ..çocuğun parası alınırmı?..belki ödünç.belki ama kesin değil..
    Bayram demek misafirliğe gitmek  demektir..ben seviyorum ..ne var bunda ?..gidelim gelelim ekonomiye can verelim..ama ne yazık ki gitmeyi seven tarafta bir kocam  yok..daha ziyade gelinsin tarafında yer alan bir eşe sahibim..canım falancalara gidelimmi? cevap ARASANA ONLAR GELSİN...hayatım filancalara gitmedik hanidir cevap  ARASANA ONLAR GELSİN. aslında gitmeyi sevmediğinden değil..misafir ağırlamayı seven bir kocam var benim..en azından buna inanan bir eşi var..
   En güzel ,en sevdiğim, en mikemmel maddeyi sona sakladım..misafir gittikten sonra hele bir de ertesi gün tatilse; gece geç saate kadar evi toparlayıp, gelebilecek bir sonraki misafire göre her şeyi tekrar düzenledikten sonra saat kaç olursa olsun; çay demleyip kalan börek çörek ne varsa tırtıklamak ....işte bu hazzı yaşamak için bile misafir ağırlayabilirim..
   her şey bir yana şükürler olsun gidebileceğimiz yakınlarımız, ağırlayabileceğimiz misafirlerimiz var..küçükken duyduğumuz bir laf vardı..ALLAH KİMSEYİ KAPILARA BAKTIRMASIN..şimdi şimdi anlamını idrak ettiğim..
    tüm okuyanlarım mübarek kurban bayramı kutlu ;ömürleri mutlu olsun..çayım demlendi ..açım...

15 Ekim 2012 Pazartesi

LÜKÜS HAYAT GÖRMEDİ BENİM GİBİ ŞAVALAK SEYİRCİ..

Uzun zamandır uğraştığım daha doğrusu ara ara yoğunlaşarak uğraştığım bir mücadelem vardı..artık mücadelemi muzaffer bir komutan edasıyla tamamladım.LÜKÜS HAYAT müzikaline bilet buldum taaa bir ay önce.ve bugün gittim izledim...
   Ne gerek vardıysa ;gitmeden önce de internette bir çok yorum okudum..anaaam ne memnuniyetsiz bir topluluk var .çoğunluğu olumsuz eleştiriyor.kimi yazmış şöyle uzun böyle sıkıcı ..vay efendim yarıda bırakmış  yok neymiş bin pişman olmuş.ne bekleyerek gitmiş bu arkadaşlar bilmem ama sanırım beklediklerini bulamamışlar.
 Müzikalin dört saat sürmesi konusuna gelecek olursak; açık söyleyeyim beni olmasa da Haluk adlı birtanecik kocamı sıkacak diye korkmadım dersem yalan olur.ben ki bir röfle için 8 saat kuaför koltuğunda oturabilen ; sevdiğim doktora muayene olmak uğruna tam dokuz saat  hastanede bekleyebilen bir organizmayım.ama söz konusu Haluk olunca durum gerdi beni .zaten sırf bu yüzden  acı gerçeği tiyatroya giderken vapurda söylemeyi uygun buldum.hani deniz havası ruha sakinlik, akla berraklık verir diye..vapur gürültüsünden mi yoksa artık çok şey için geç olmasından mı ya da Allahın bana acıyıp kocama sabır ihsanıyla mı ( ki bu sonuncu yazdığıma daha çok inanıyorum) bilmem ama korktuğum başıma gelmedi.
  Üsküdar Müsahipzade Celal sahnesini bulmamız zor olmadı..ilk defa gittik.çarşısını gezdik ..çok sevdik ben zaten karşı yakanın her bir yerini severim.
  Tiyatro iyi hoş yer güzel falan..tabi her şey iyi gidince ben bir kıllandım..bakalım olayın defosu nerede gözüme girecek diye başladım beklemeye..tataaaaam çok beklemedim..salona girer girmez olaylardan biri patladı..yerimiz balkon kısmındaymış..şok şok şok ..bileti ayırttığımızda ve aldığımızda bunu bize söyleyen olmadı.ben başladım söylenmeye ..neyse oyun başladı ve o kadar da kötü olmadığını  anladım..her şey güzel lalaalllaaaa..tabi öyle sürmedi ..oyun güzel ,kahkaha bol ,alkış kıyamet ama yanımda oturan gençten bir kızceğiz beni tırsıtmaya başladı..ilk anlarda kendime kızdım sanane nasıl gülerse güler dedim ama gariplik olduğu belli..veee kızceğizim alkışa başladığı anda beni savurdu ve kocama doğru bir yanaşma bir sığınma ihtiyacı hasıl oldu bünyemde..zira arkadaş ellerini değil kollarını açarak alkışlıyor ..ve oyun boyunca bu şekilde o alkışladı ben mülteci misali kocama sığındım..ne yaparsın ..çaresizsin ..
  Ve bombamı sona saklıyorum..ben LÜKÜS HAYAT şarkısını kendimi bildim bileli ezbere bilirim..ve o sahne geldi ..içimde bir amele yasemin barındırırmışım. o an haberim oldu..ve neden yaptığımı hala bilmiyorum fotoğraf makinesini aldım kamera kısmını açıp sadece şarkı bölümünü sessizce çekmeye karar verdim.düğmeye basmamla birden flaş patladı ..Allahım yer yarılmadı ki içine gireyim..kameraya geçirememişim..fotoğraf kısmında kalmış..ve defalarca anonsla oyun sırasında fotoğraf çekmeyin diye uyarmalarına rağmen ben karıncayı bile incitmeyen yaşar usta salak gibi flaşlı mılaşlı fotoğraf çektim..tabi ki kimse anlamadı ama ben biliyorum ya yeter.zaten biri dikkatli baksa suratıma hemen itiraf ederdim..en acı olan da kalabalık bir grup vardı beraber gelmişler ama ayrı oturuyorlardı..ara olunca aşağıdan bir delikanlı bizim oraya bakıp haluğun yanında oturan arkadaşına  (belli ki çok samimiydiler)  ''lan oğlum amele kesin sen çekmişsindir fotoğrafı nııhahaaaa hahaaa''diye höykürdü ve ilk sefer yarılmayan yer yine yarılmadı..ben yine ortada 
 Her şey bir yana muhteşem bir gösteri..muhteşem bir kadro..sırf 27 yıldır aralıksız oynandığı için bile gidilip seyredilir ..kaldı ki tüm diyaloglar güncellenmiş..tchibo bile var yani oyunun bir yerinde..kahvecide satılan sütyen konu başlığıyla..
Biliyorum herkes çok yoğun çalışıyor ve imkanlar çoğu kişide sınırlı..zaman yok, maddiyat biraz nane molla ,şartlar her zaman elverişli değil ve ne acı ki tiyatro her zaman sinemadan bir tık geride kalıyor.ama ben naçizane derim ki ;kendinizi hoş; modunuzu yüksek tutmak için kişi başı on liraya  başka hiç bir şey bulamazsınız.ben kendi adıma çok mutlu ayrıldım .içim coşkuyla doldu.ve gerçekten çok ucuz..kendini şımart ey dostum ..hak ediyorsun bunu...

9 Ekim 2012 Salı

ESKİDEN TV SEVERDİM BEN..ÇOOOK ESKİDEN..

Yaklaşık üç yıldır haberler dahil tv de pek bir şey izlemez oldum..daha doğrusu izleyemez oldum.daha önceleri de çok tutkun değildim tv ye ama yine de sabah kalkar kalkmaz açardım evde ses olsun diye..sonra evime üç yıl arayla iki ayrı cırtlak ses katıldı ..bir de benim cırtlak sesim eklenince  anladım ki çok sesli yaşam zaten içimde mevcut..gayrısına ne hacet...
 Bunlar işin şaka yanı tabi .. yıllar önce asmalı konağı izlerdim ağzım açık ayağımda bebemle ..uyanmasın diye üç saat sallardım ..ne var ki çocuk garip sallanmak istemiyor.ayağım durunca emekleyerek kaçıyor.ama anası olacak ben; kararlı ve umutlu her defasında hızımı arttırarak bayardım çocuğumu..pazartesi akşamını bana daha çok sevdiren başka da bir şey olmadı sonraları.
 Sonra kim beşyüzmilyar istemez ki sorarım size ?adlı kenan ışık abimizin o davudi sesini dinlemek için seyrediyormuş gibi yaptığım yarışma programı vardı..hani genel kültür ayağına:)  şimdilerde de varmış ama geçen rast geldim ııı pek tat vermez olmuş..
   Rahmetli defne joy fosterin ünlülerin evlerini karış karış karıştırdığı bir program vardı onu da severdim..şimdilerde hiç bir ünlünün bir şeyini merak etmiyoruz zira dişçi randevuları bile kamera eşliğinde gerçekleştirildiğinden ve resmedilip face twit ve bilumum sosyal paylaşımdan paylaşıldığından olsa gerek..
   Okan bayülgen vardı tv izleme baş sebeplerimdendi..televizyon çocuğu..zaga..televizyon makinesi.tüm programlarını hafta sonu hafta içi demez izlerdim..çoook uykusuz işe gitmişliğim vardır..o da program yapmaz oldu artık..
 Birde magazin programları vardı..en çok ta ütü yaparken izlemeyi sevdiklerim..ama eğlenceliydi..ben magazin severim ayıp olmasın ama..hani bir çoğunuz sevmez belki  ..yoksa türkiye geneli hep belgesel  hep haber programı biliyorum ben..
  Uğur dündarın programlarına sardırmıştım hani gıda terörüyle ilgili..tv ye yapışır aptal saptal açılardan buzlanan deşifre edilmeden deşifre edilen markaları çözmeye çalışırdım.boynumun tutulmuşluğu vardı...taa kii fırından ekmek alamaz dışarılarda yemek yiyemez olana dek..şimdi artık takılmıyorum eskisi gibi..artık programcılarda kafayı takmaz oldu gıda terörüne zira daha acı terörler yaşanır oldu yine yeni yeniden..
  Şimdilerde de bu yazdığım programların muadilleri vardır umarım ..ama bana tat vermiyor..daha doğrusu tat vermemekle kalmıyor..ağzımın tadını tuzunu alıyor..haberlerde defaten aynı kareyi görmekten  ya da sakız gibi uzayan bir türlü bitemeyen dizilerden ,mide bulandıran magazin programlarından; bana artık kal geldi diyebilirim bu ara  haftanın iki üç günü izlediğim bir kaç tane program ayırdım kendime..sadece onlar için geçiyorum ekran karşısına ve onları da hiç bir kanala atlamadan zıplamadan reklamıyla arasıyla marasyla izliyorum..kafam dingin kalıyor böylece..ama sıkı bir sinema takibim var..haftada üç film bir kitap kotası koydum kendime..bir de tabii radyo ve best arzu çağlan vazgeçilmezim..sıkılanlara tavsiyem budur..hani sıkılıyorsanız tabi ..aksi halde bize laf düşmez..

1 Ekim 2012 Pazartesi

GELEMEYEN KIŞA SESLENİYORUM..

Gerginim..hala kış gelmedi..hala hava soğumadı ..ama iş yerleri kışa geçti..klimalar kapandı..sıcak yapış ve bunaltıcılığını inatla korurken  içim yaz kalıntısı sıcaklardan bayıldı..ben bir ocak kadınıyım ..kar severim kış severim  sisli puslu grileşen havalara bayılırım..kış akşam üstlerine aşığım..ben yaz sevmem ..bahara bile mesafeliyim..
 Kış boyunca planım programım hiç bitmez..alacaklarım vereceklerim daha ziyade masrafım hiç bitmez tabi bu arada ..aktif dinamik heyecan aşk ihtiras entrika....pardon yeşilçam afişi girdi araya..aktif dinamik heyecanlı olurum.tiyatrolar kışın başlar.sinemada kaliteli filmler asla ağustos güneşinde çıkmaz ..düşünsenize mısır bile yenmez ki ağustosta..
 Mesela çay içerken asla kocanız musallat olmaz bu sıcakta çay mı içilir diye..çünkü sıcak değildir ki..çorba severim kışın..hımm düşündüm de yemeklerden  içmeklerden  bir çay bir çorba geldi aklıma kış deyince..haaa bir de simit ve beyaz peynir..vazgeçilmez..
  Kışın eve gelmek bile mutlu etmeye yeter beni..neden; yazın eve gelmeyi sevmiyormusun? diyenlere cevabım
evet sevmiyorum..çünkü evim en üst katta, camlarım kooocaman ve güneş sabah evimde doğuyor evimde batıyor hatta sanırım bir kısmı bizim evde kalıyor..çizgi filmlerdeki gibi..sihirli büyülü kutular açılınca bir ışık hüzmesi belirir ya..işte biz kapıyı açınca da o hüzme beliriyor..
 belki günaha giriyorum..düzene karşı bu keskin duruşumla ..yani yazdan nefret edişimle..Allah affetsin..
      Şimdi hayallerimi sadece kar yağışı süslüyor..geçen yıl bir film izlemiştim..renee zellweger in başrolünde oynadığı KASABANIN YENİSİ...Çok soğuk bir ülkede ( neresi diye soracak olursanız çok değil bir kaç yazı öncesinde bahsettiğim coğrafya tecrübelerimi hatırlatırım)geçiyordu film..işte o günden beri orada yaşamak istiyorum..ama kaloriferli olması gerek ..zira soba tecrübem coğrafyamdan beter..  evlendiğim yıllarda bir hafta kadar sobalı bir evde oturmuştuk..evde bir hafta oturmadık tabiki soba olayından sonra geçen zaman bir haftaydı...benim o sobayı yakamayışımın anlaşılması üzerine( ki geç anlayan bir kocam var)derhal kaloriferli bir ev arayışı başladı..doğumda hediye gelen büyük boy bir şişe selin limon kolonyasını soba yakmak için kullandım  da banamısın veyahut sanamısın demedi soba..(soba nostaljik bir hikaye ya espirimde o derece nostaljik olsun istedim.) kolonyadan tiksindiğim tarihe denk gelen bir zaman dilimiydi..
yani demem o ki kar yağsın artııkkkkkk

23 Eylül 2012 Pazar

BİR PAZAR SABAHI KOMİK VİDEOLU ACIKLI BİR HİKAYE

Evde klasik bir pazar kahvaltısı sonrası yaşanıyor..Bendeniz lap topta ..Baba ve kızlar akıllı tv mi ne bir gereksiz kanal var onu izliyorlar ..Hani el kadar bile denmeyecek bebeklerin videoları var ya ;uyurken, düşerken, ağlarken, ağzına limon sürülmüşken, gülerken vs vs vs...Ben gerginlikten sinirden yerimde köpürüyorum..Şimdi diyeceksiniz ki kadın kadın durduk yere ne cercinluk çikariyusun..
  Efendim ben oldum olası gizli kamerayla çekilen şeyleri izleyip gülme lüksünü karakterimle bağdaştıramadım..Nedense bana düşen hiç bir bebek komik gelmez..Olaya hemen  ben yaşıyormuşum gibi bakarım..Tıp dilinde bana herhalde bir isim bulmuşlardır..Aşırı empati sempatizanı ..Ya da empatik sendromlu falan diye.
 Lakin hayatta eşler ve çocuklar hep tersini yapacak ya .Kanun bu yaa..Anaaaam benimkiler bayılıyor..Tabi bayılsınlar banane ;ama sürekli  anneeeaaağ  bak ne komik, anneeeaağ bak ..anneeeeağ bak ..anneeeaaağ baaaak..baaak baaaak baaaaaak  ..İçim daralıyor ..Kocamda aynı şekilde bak, baksana, bi bak, bi bak, bi baksana...bakmayacağıııııııııııım  diye bağırmak istesem de o kadar masum istiyorlar ki kıyamıyorum..Eğleniyorlar ya ben de güleyim istiyorlar..Şimdi beni gözünüzde;  sinirli kafası bigudili ,sabahlık giymiş, ağzında bir sigara homurdanan bir kadın olarak hayal etmeyin vallahi öyle değilim.
bugün yine dayanamadım izledim..bakın olanları madde madde yazıyorum...

 Bebeğin biri masada uyuyakalınca kafası çorba tabağına girdi..Yüz göz şehriye tavuk; tabi saç başta..Anaaaam kızlar banyo yapacak onu hatırladım ..Sonra çamaşırlar var ..Ütü var..Offff..Oysaki kahvaltı sonrası bir saat ayırmıştım kendime ..Şimdi  keyfim kaçtı.
 
Yine bebeğin biri uyuyakalınca;  Hayli kötü bir  şekilde düştü ..Birden kızların bebekken düştükleri kötü anlar geldi aklıma .Al sana bir gerginlik; kötü anı hatırlama daha ..Bir de düştükleri  an videolar kesiliyor..Anaaaam ben merak ediyorum acaba bir şey oldumu?

 Bir kadın uyuyunca kocası olduğunu tahmin ettiğim bir dangalak :kadının suratına bir şeyler çizip sonrada kremşanti sıkıp kameraya almış.kadın uyanıyor bir anda her yer kremşanti oluyor..Ben kendim kadının yerine koyup acaba bana yapsa; kocamı ne yaparım diye plan kuruyorum..Şimdi bu gerginliğe ihtiyacım var mı ..Kesinlikle yok..Zaten her türk kadını gibi benimde fikrim aynı  BENİM KOCAM YAPMAZ:)

Anladığınız gibi bana göre değil bu sözüm ona komik videolar.ya da ben onlara göre değilim..Komik video hedef kitlesi değilim..Ben ki tv de spiker bile kelimeyi şaşırsa kafamı çeviririm hani anladığımı anlayıp utanmasın diye .Peeeh benim gördüğümü görecek sanki..Ama bunlara bayılan bir koca ve babalarına benzeyen bir çift kıza sahibim..Anneeeeaaağğğ bak..Anne bak ..Baksana bi bak ..Bak bak nasıl düşüyor ...İçimden geçen şeyi size itiraf ediyorum.Çok küçük emrah gibi olacak ama!!!!

        .SEN DÜŞSEN HERKES GÜLSE İYİ Mİ OLUR?


18 Eylül 2012 Salı

KİTAP OKUMAK MI YOKSA BENİM GİBİ CILKINI ÇIKARMAK MI?ÇALIKUŞU OKUMAK DA AYIP DEĞİL TAHİR OLMAK DA ....

Yine kitapsız kaldım.her kitapsız kaldığımda olan şey oldu..Yine yeni yeniden aynı kitabı tekrar okumaya başladım..Başucu kitabım dediğim kitabımı..Hani sevdiğiniz şarkıyı tekrar tekrar dinlemek gibi..Ya da sevdiğiniz bir filmi defaeten izlemek gibi..Bende ÇALIKUŞU'nu tekrar okumaya başladım.
 Nasıl bir duygu bu anlatamam ;her seferinde zevk alırmı insan ya da her seferinde  bu  ilgiyle okurmu aynı kitabı? Evet galiba ben bu kitaba aşığım.Sıkılınca üzülünce ya da içinden çıkamadığım sorunlarım olduğunda hemen feride ye sığınırım..Onun hayatta kalma mücadelesi o zamanların Anadolu 'sunda ( hoş bu zamanların Anadolu 'su da zor ama)  var olma çabası güç verir bana..
  Kitabıyla da kalmayıp son yıllarda AYDAN ŞENER in oynadığı tv dizisinin ses kayıtlarını da dinler oldum..Yani anlayacağınız bir ÇALIKUŞU takıntısı var bende.Yaklaşık 12 yaşımdaydım ilk okuduğumda..Şaşırtıcıdır o yaşlarda  bu kitabı okuyan tüm arkadaşlarım öğretmen olmak istiyordu..Ben bu kitabı onlardan çok daha fazla okumama rağmen hiç öğretmen olma hayali kurmadım..Şimdi aklıma geldi acaba ben kitabı anlamadım mı?Bu da olası yani..
  Feride'ye olan sevgim, Kamuran'a olan kızgınlığım ,Zeyniler köyündeki yaşlı türbedar,Munise,sör süpervörler fransız mektebinin duvarları koridorları ve muhteşem fondanlar   vs  vs vs.Hepsini o denli benimsedim ki ...Şimdi bizim evin yanına gelip plato kursalar hiiç yadırgamam..Hırkamı omuzuma alır terliğimi ayağıma geçirir Ferideye sabah kahvesine gidebilirim.. Ya da ne bileyim Kamuran 'ın yüzüne tükürebilirim..Pis çiyan diye..Sarı manolyayı saçından tutup sürüyebilirim.
  Ben okumayı çok severim .Artık beni tanıyıp bunu bilmeyen yoktur.Çevremdeki bir çok insanda sever.Sevmiyorsa da ben elimden geleni yapar sevdirmeye çalışırım..Şimdilerde yani geçen yıldan beri bu kitap okuma zevkimi ;daha işe yarar bir hale sokma çabasındayım.Görme engellilere kitap kaydı oluşturma projesinde; gönüllü okuyucu oldum..Eyüp körler kütüphanesinde cumartesi günleri bir kaç saatimi ayırıp küçücük stüdyolarda muhteşem bir projede yer alma hevesindeyim. Zamanı olan ve bu işin insana  ne kadar sosyal bir huzur vereceğine inanan tüm arkadaşlara tavsiye ederim.
  Bir kere çok keyifli.müthiş ego patlaması yapıyor.Çıkınca insan kendini tiyatro sanatçısı ya da seslendirme sanatçısı gibi hissediyor.Yalan Dünyanın Çağatayı gibiyim..sevgılımmm...oooo   yooooooo.
   benimki naçizane bir teklif..gerisi size kalmış..birilerine sırf sesinizle bile yardım edebilmek büyük mutluluk..

16 Eylül 2012 Pazar

ŞİMDİ OKULLU OLACAĞIZ YA ALDI BENİ BİR ENDİŞE ..

Bir okul sezonu daha başlamak üzere.Hatta başladı bile.eee ne var bunda dermisiniz bilmem ama benim hayatımı derinden etkileyen bir dönem .zira ilköğretim öğrencisi iki çocuğum var..çocuklarımın biri üçüncü sınıfa diğeri eski dilde orta  bir yeni sistemde orta iki..bazılarına göre 6 sınıfa geçti.
  geçen sezon okulun kapandığı gün açılacağı günde belliydi ama ne var ki benim aklıma sanki yeni gelmiş gibi bir telaş içerisindeyim.beni tanıyanlar bilir işimi son dakikaya bırakmam .ama bu okul hazırlığı benliğimi alt üst etmekle kalmadı .maddi maddi(maddi manevi diyesim gelmiyor bu konuda ) bitik durumdayım.kredi kartı sliplerinden konfeti yapıp ilk beşiktaş maçında sahaya dökeceğim .bilmem belki de kart sahibi kocam olduğu için ona düşer bu ulvi görev.
  Allaha şükür ön hazırlık tamamlandı..tabi kazığın büyüğü okul açılınca çalacak kapımızı biliyorum ama bilmezden geliyorum..bugüne kadar yaptığım hazırlık harcaması; pürüzleri alan törpüleme işlemi olsa mesela ,okulun  açıldığı ilk ayki harcamalar olayın cam cilası olacak adım gibi eminim..buna ruhumuzu hazırlamak için çeşitli yeminler oluşturdum.aşağıda sıraladım kendim kendime:)
  1.  ilk toplantıya asla gitmeyeceğime; gitmek için zorlanırsam kanımın son damlasına kadar savaşacağıma 
  2. ilk toplantıya annemi asla göndermeyeceğime(zira her tür harcama talebinde bayrağı taşıyan örnek anneanne olmayı misyon edindi ;neymiş efendim çocuklara akıllı tahta şartmış yok efendim lap topsuz öğretmen bayraksız göndere benzermiş  bla bla bla )
  3. hafta sonları cumadan ve cumartesiden işlerimizi bitirelim pazar günü rahat oturalım hayaline bu sezon kapılmayacağıma (hiç bir pazar oturamadım cumadan ve cumartesiden parçalanmaya son nasıl olsa her düğüm pazar günü çözülüyor)
  4. yazılıdan tam not alırsanız şunu bunu veyahut onu alacağım  vaatlerine son vereceğime (eşşek sıpaları sırf bana inat tam not alıp  batırıyolar beni)
  5. her hafta sonu müzeydi sinemaydı tiyatroydu'' bilmem ne bilmezsin ne'' ( en sevdiğim erzincan atasözü falan filan anlamında )   gibi kültürel faaliyetler peşinde koşmayacağıma ( ne yaparsam yapayım kıytırık bir tv dizisi kadar arzulamıyorlar sonuçta..muhteşem yüzyılın bir bölümünün tekrarını seyrettirmek için koca evi toplatıyorum ben bu sıpalara gık demiyorlar vallahi )
  6. uyku saatleri konusunda asla taviz vermeyeceğime( her sezon başı sırayla gelir bu sıpalar anne falanca gece on iki de yatıyormuş; anne filancanın odasında televizyon varmış dizi bitince uyuyormuş ne kötü dimi diye birde bağlama yaparlar.sözüm ona kötülüyorlar ama hadi sizde öyle yapın desem ışık hızı bile yavaş kalır yanlarında .)
  7. okulun birinci ayının sonunda gelen yüzme dersi , bilardo şeysi ,domino turnuvası  ;iğne deliğinden hindistanı görme kurslarının  broşürlerini görünce ağzımdan kötü lafların çıkmasına engel olacağıma (mendeburlar veriyorlar el kadar bebelerimin ellerine bir yaprak kağıt yolluyorlar eve  uğraş dur  sonra..bu arada mendeburun ne anlama geldiğini de bilmiyorum..ne acı)
  8. hafta içi akşam hiç bir plan yapamayacağıma dair kendimi ikna edeceğime   ........                                                ant içerim....................gerekirse yemin  de ederim .şaka bir yana hepimize kolay gelsin efendim.Allah hiçbirimizin emeğini boş koymasın .utandırmasın..

15 Eylül 2012 Cumartesi

HALAMGİLLER AMCAMGİLLER VE SİPSİLERİN HATÇE İLE İLGİLİ BİR HİKAYE ...

Az önce görümcemgilden geldik..evimizgile girdik..heheee..evimizgil olmadı dimi..eskiden beri bu gil takısına takığımdır .Ben şehirde doğdum büyüdüm annemde babamda ..yani köy  mefhumu olmadı bende hiç bir zaman.ilkokulda tatillerde arkadaşlarım hep köye daha doğrusu köve giderdi ..bana garip gelirdi ..hatta daha da küçükken yani ilkokul birdeyken köyü bakırköy kadıköy gibi istanbul da bir yer sanırdım.o zamanlarda belliymiş coğrafyası kötü hatta berbat bir insan olacağım..yer yön kavramım hiç olmadı oluşamadı benliğimde..şu an evin salonunda oturduğum yerde sokağın neresine baktığımı bile kestiremem bir kaç  dakika düşünmeden.
 Hiç unutmam ilkokuldayken parlak bir öğrenci sayılırdım..yok valla mütevazi olamayacağım en iyilerden biriydim..müfettiş geldi.sanırım üçüncü sınıftı..öğretmenim (kulakları çınlasın) bana çok güvendiği için allem kullem müfettişin önüne beni itti.sordu sordu müfettiş.... can alıcı coğrafya sorusuna kadar mükemmel ötesi cevaplarımla büyülenen öğretmenim; az sonra olacaklardan habersiz sırıtırken kızılırmak hangi bölgemizdedir sorusu çınladı sınıfta..tataaaaam...ışık yandı kafamda ..bir yazı bir tabela canlandı gözümde..( burada sahne flulaşır  müzik slovlaşır)ve beklenen cevap.''kızılırmak fatihtedir öğretmenim annem etek aldı kendisine ordan''

  evet yanlış okumadınız kızılırmak ve hangi bölge kelimeleri bana hiiiç bir şey çağrıştırmadı ve aklıma ilk geleni söyledim..fatih doğumluyum..yani kütüğümüz fatihe bağlıydı o vakit ;şimdi koca kütüğüne bağlandık ..tabi yanlış anlaşılmasın kocam kütük değil kütüğü erzincan a bağlı  bir insan sadece..neyse çıkamam bu kütük işinin içinden ben şimdi.fatihte de bir mağaza var ..annemde oradan etek almış .ne yapayım benim suçum ne.
öğretmenim bana küstü .müfettişe rezil olmuşuz.ben nasıl yaparmışım..küstü de ne oldu iki gün ödevimi kontrol etmedi.peeeeh ne büyük ceza..o zaman ağlamıştım ama..salak olur çocuk milleti işte bazı bazı:)

 ne yapalım hakim bey köyümüz olmadı  dolayısıyla istanbul dan çıkmadığımız ve anadolu kültürüyle büyümediğimiz için halamgiller, amcamgiller , sipsilerin hatçe,   deligilin yusuf ,  hımhımların hasan kavramlarım olamadı.hiç amcamgilde kaldık biz dün diyemedim.ve en acısı o zamanlar böyle konuşanları pek de sevmezdim doğrusu.köylü olmak falan bir şeylerin azı olmak gibi gelirdi..sanki eksik bir olgu  gibi..yani kafamda o yıllarda tanımlayamadığım bir antipati uyanırdı..sanki şehirde de çok lüks bir yaşamımız mı vardı ?paşa babamın  beykozda ki konağında dadımız gülmisal kalfa ve kocası kahya yahya ile ...yoooo gayet ortalama altı ile hemen üstü arası seyreden bir hayattı yani..ilkokulda sırf kostümü şalvar diye folklorden çıkmışlığım var benim yaa..annem şimdi her daim anar..unutmadı gitti.başa kakılacak şeyleri hafızada tutmak ulvi bir annelik görevidir; ben devraldım anamdan..ana diyeni de sevmezdim eskiden .
   bu şeher özentiliği bende yirmili yaşlarımın başına dek sürdü.taaa ki evlenip te eşimin köyüne ilk gidişime kadar hiç gerçek köy görmemiştim..dolayısıyla çakmasını da görmedim..derken köyde gördük; şalvar da giydik..hiiç de mutsuz olmadık..senenin yarısı köyde iş görüp diğer yarısı şehir hayatını mükemmel derece de yaşayan akrabalarım oldu şimdi.....
  yaş ilerleyince akıl da ilerliyor..en azından kendimde öyle olduğunu düşünüyorum..inanmak istiyorum

.konuşmalarının sonuna gil takısı getiren insanların asla garip olmadığını ;ve aksine özüne köküne sahip çıkışındaki gerçekliği sevmeyi öğrendim..tamam ben yine öyle konuşamıyorum ama konuşanları çok seviyorum..bu arada yer yön kavramımın olamadığına son bir örnek vereyim de aklınızda soru işareti kalmasın..on iki yıldır evliyim .on iki yıldır anadolu  yakasında oturan eşimin dayısına gideriz ve on iki yıldır sürekli soruyorum...köprüyü geçtik mi?.........
 
 

9 Eylül 2012 Pazar

ÇOOK GÜLDÜK ALLAH AĞLATMASIN..BU BAŞLIĞIDA YAZDIM YA YAŞLANDIĞIMIN KANITIDIR..

Her şey normal hafta sonu programımızda ilerliyordu..Sabah geç kalkıldı.kahvaltı gecikti ..Temizlik gecikti..Arkadaşlarımız aradı akşam geliyoruz dediler..Hani geldiklerine her türlü sevinilen arkadaşlardan..Hani annesiyle babasıyla çocuğuyla bütün olarak sevilen arkadaşlardan..Eski arkadaşlardan olan arkadaşlardan..Ama nasıl bir akşam geçireceğimizi o dakikalarda bilmiyorduk...( tırınım tırınım heyecan  müziği)
  Derken akşam oldu erken..edik içtik güldük konuştuk..Misafirlerimizin baba rolünde olanı eskiden ne güzel okey oynardık hadi yine oynayalım dedi.Eskiden dediği iki ailenin de çolukları çombalakları olmadığı kadar eskiden  .Yani yıllar yıllar önceden tabiki bizde okey yok .Gidelim alalım saati de geçmiş..Derhal karşı komşucanın ışığı yandı aklımda ..Bingo .akıllı tahmin.aldık komşucandan okeyi ..Başladık oynamaya ..tabi yaklaşık on yıldır okey oynamayan bir grubun okey oynaması ne kadar anayasaya uygundur bilemem ama her şeyi unuttuğumuz çıktı ortaya..Herhalde bu kadar gülmemiştim uzun yıllardır..Şimdi güldüğüm şeyleri yazsam kimse gülmez biliyorum..Ama dört kişi arasında ve asla beşinci kişinin gülmeyeceği türden komiklikler.
  Sonra o malum olay geldi aklımıza..Yine böyle yıllar önceydi..yıl 2001 aylardan mayıs hemde 18 i 19 bağlayan mayıs gecesiydi..bu akşamki grup olarak okey oynuyorduk..Tek eksiğimiz daha doğrusu dört eksiğimiz vardı ..Gerçi eksiklerden biri (adı Berra olanı) bu kıran kırana geçen okey müsabakasının on; on iki saat sonrası katılmıştı aramıza..Evet yanlış okumadınız.Ben arkadaşlarımla  gece ikiye kadar okey oynadığım  bir gecenin gündüzünde anne oldum..Yıllarca makarasını yaptık bu olayın..
   Ve o günden sonra hayatımız hiiç gece ikilere kadar çay kahve okey modunda geçmedi ..Geçemedi..  Geçmemeliydi  de zaten ..Sonraki hayatımız uzun bir müddet biberon ,emzik, primamı can bebemi yok yok prima daha iyi muhabbetiyle; sen kaçıncı ayda katı gıdaya geçicen, ben çorbaya kıyma koyuyorum .yürüyor ama konuşmuyor,konuşuyor ama susmuyor gibisinden derin felsefik öğeler içeren izdüşümsel betimlemeli tırto mevzularla doldu taştı.Şimdi tırto diyorum ama o yıllarda hayatımın en önemli meselesi bebeğimin  günlük aldığı protein ile karbonhidratın eşitsel dağılımıydı.motor becerileri ne durumda? el göz koordinasyonu eh işte mi ?yoksa maşallah boyutundamı?..şimdi de dolap orada git ye ,dikkatli ol düşürme ,düşürürsen sen temizlersin boyutuna geçtim:))
  Yıllar yılları kovaladı derken bitmek bilmeyen yıllar bana Kamuranı getirdi..Hani o hasretini içime sığdıramadığım Kamuranı..Pardon burada kafam birden çalıkuşu romanındaki(dizisi de olabilir) bir repliğe gitti..:))
  Yıllar yılları kovaladı çocuklarımız belki yetişkin olmadı ama en azından elimizden ayağımızdan düştü.Burada elden ayaktan düşen çocuk demek anneeeaaağğğğ diye vızıklamayan vızıklasa bile höykürdüğünüzde zırlamayacak kadar büyümüş çocuk anlamıda kullanılmakta..Kendi dünyaları kuruldu. şimdi biz iki artı iki dört çocuklu bir arkadaş grubu olarak bunca zaman sonra tekrar okey oynadık.Çok güldük .İyi geldi ruhuma bu kadar gülmek.Tabi giderken beni tembihlediler..
                       SAKIN YARIN DOĞURMA...

6 Eylül 2012 Perşembe

MEDENİ HALLER BUNLAR...ADI ÜSTÜNDE MEDENİ OLALIM

merhaba okuyan;
bu aralar blogumu ihmal ettiğimin farkındayım..ama gerek benim hayatım gerek gündem hiç neşeli olunmayası mevzuatlar içeriyor kanaatimce.
  yine de hayat devam ediyor demek lazım ölenlere rağmen kayıplara rağmen. ama işte devam ediyor tabi etmesine de ..kalan hayatın kalitesi düşmekte.
 bu aralar işlerimle ilgili değişik ortamlarda yeni  insanlarla tanışıyorum.tabi gün geçtikçe ve birbirimizi tanıdıkça gözlem yapabilme fırsatım da oluyor..insanların bana karşı yaklaşımlarını etüd etmekle eğleşiyorum..evli olduğumu duyanlar hele birde iki çocuğum olduğunu duyunca çeşitli tepkiler veriyor..oysa ben kimsenin evli ya da bekar olduğunu duyunca tepki verme gereği duymam..yaratılış farkı işte:)
  tabi gösterdikleri tepkiye göre zihnimde ok işaretleriyle tablolar oluşturuyorum.şaşıranlar ve doğal karşılayanlar ana başlığıyla ikiye ayırıp daha sonra onları da kendi aralarında bölüyorum.heheeehee ne yapayım bir şekilde başa çıkmalıyım gündemimin zorluklarıyla..peehh.
     şaşıranlar da kendi aralarında ayrılıyor mutlu şaşıranlar  aaaaa ne güzel evliymiş ki bu sevinme zannımca çok saçma ama işte.ne var yani niye sevindinki sanki geldin bir çeyrek taktın düğünümde...birde aaaa evliymiş ne saçma... evlilik çok saçma... çocuk daha da ...her şey saçma şaşıranları var..onları direk sevmiyorum..hehehee  benim elimd kimse karışamaz.
    normal karşılayanlarda bölünmez olurmu onlarda bölünüyor tabi..kadın dediğin evli olmalı olmazsa olmaz tipleri var .ki genelde kendileri de  evli olanlar bu gruptakiler yani ben evliyim sen evlisin o evli hepimiiğğiizzz evliyiiğğiizzzz bu kavga ne diyğeeee..birde normal karşılayıp ama sürekli evliliği hayal eden ve keşke bende ..keşke benimde..ayyy benimde hayalim... başlıklı cümleler kuran evlilik sempatizanları var..bu grup benimle yaşıt veya benden yaşça büyük ablalar grubu..aslında hüzünlüler ..ama kısmet işte..
     şimdi diyeceksiniz ki kızım sen niye taktın bu evlilik konusuna..ama ne yapayım son iki haftadır bu konu üzerine karşılaştığım tepkileri irdeliyorum izdüşümsel betimliyorum hahaaaaa...eğleniyorum..
     şahsi fikrimi soracak olursanız ki sormanızı ümit ederim..evli bekar dul çocuklu çocuksuz yani insan her türlü nasıl mutlu sağlıklı huzurlu olacaksa öyle kalsın arkadaş..tabiki mezhebi geniş biri değilim ama insanları da medeni hallerine göre değerlendiremiyorum..imla hatalarım olabilir ..şimdiden özür dilerim sevgili okuyan..öpüyorum sevgili okuyan..

25 Ağustos 2012 Cumartesi

AĞLANAMAYAN DUYGUSAL ANLAR VARDIR..HANİ VARDIR CANIM BİLİRSİNİZ İŞTE..

Ve yaz biter çocuklar eve döner..tabi yaz tatili için isviçre ye yaz okuluna gitmediler..Kövde  ( küçükken köyden dönen tüm arkadaşlarım dönünce böyle derdi; KÖVE gittik..ben böyle öğrendim) babaanne, dede, kuzen,  hala, amca, dayı, tavuk , sivri sinek,  ağustos böceği ve tedavi edilmesi zaruri bir dolu karıncayla bir yaz tatili geçirdiler.Küçük kızım ve küçük yeğenimin karıncaları amansız hastalıklarından kurtarmak için geliştirdikleri bir takım tıbbi teknikler olmuş. Ama kamuoyundan saklıyoruz  .Erzincan da idiler..Neden çünkü babaları Erzincanlı..Babaları İsviçre li olsa idi  İsviçre ye giderlerdi .Bu kadar basit ve net..
  Özetle otobüsten inerlerken yeniden doğmak neymiş idrak ettim..Ama sevinç çığlıkları atamadım, ağlamadım da.Bildiğiniz salağa bağladım.Baktım durdum .Yaklaşık iki aydır oradalar.Değişmişler uzamışlar falan ;normal fiziksel gelişimin yanında sanki olmuşlar ,olgunlaşmışlar..Eve gelişleri bavullarını açıp bize aldıkları hediyeleri verişleri  falan sanki on yıl sonrasının provası gibi..Duygusaldı yani ..Ağır duygusal  bir zaman dilimi..Ağlatamayacak ağırlıkta..
  Oldum olası diyemeyeceğim ama evlendim evleneli köy dönüşleri koli açma çıkanlara ooooo aaaaa ooleeey diye sevinme hobim var..Şehir bebesi olarak büyümenin görgüsüzlüğü de denilebilir..Tabi kocamın kurtlanmış elmaları bana uzatıp  kurdunu yeme kalanını ye canım sende demesini hala benimseyememiş, özümseyememiş kısaca hiç bir şekilde sindirememiş olsam da seviyorum kövden gelen kolileri..
  Tantana bittikten sonra tabiki benim bebelerde şehir hayatına bir kaç saatte adapte ,olup bazı isteklerle karşımıza gelmeye başladılar..Zannedersem kövdeykene duygusal anlarımda alırız ederiz hele bir gelin gibisinden aslı astarı olmayan söz verişlerim etkili oldu bu isteklerde.Neyse söz ağızdan çıkar deyip tuttuk avm yolunu...Aldık alabildiğimiz ölçüde hanımların isteklerini..Çok güzel başlayan alışveriş macerası yorgun argın ve masraflı olarak son buldu..Oysaki biz bir karı bir koca; bir köroğlu bir ayvaz şeklinde üç günde bir ekmek alarak yaşayıp gidiyorduk...
  Şimdi küçük kızım evde scooter denen zımbırtıyla geziyor..Çarpa çarpa düşe kalka.. Büyük kızım hayatının ilk cep telefonuyla 18 sene önceki halimi anımsatıyor..Yaklaşık bir saattir zil sesi ayarlıyor kafam bir dünya..Baba kız karşılıklı bir şeyler yüklüyor siliyor internete giriyor çıkıyor.Anne beni ararmısın? cümlesi havada asılı kaldı ..Beni ararmısın?..Ben bu filmi yıllar önce görmüştüm ....Hayat normale dönüyor...Ne yazıkki hızla ilerliyor .Keşke bu hızla ilerlemese :(
  Bu arada hadi kızım bana bir çay getir dönemi başladı oleeyyyy..galiba onlar uyuyunca ağlayacağım..Şükrederek...

22 Ağustos 2012 Çarşamba

LUTENİTSA YEDİNİZ Mİ?

nedir bu lutenitsa dediniz değilmi??..hahaaa ..açıkçası bende adını yeni öğrendim..benim için havuçlu paprikaydı az öncesine kadar:)ama bir işe el atmışsam ibini dibini araştırmadan yapmam huyum kurusun..
  efendim malumunuz üzerine evde olmak insana çeşitli sendromlar yaşatır..bazı evde olduğum dönemler kendimi dışarı adarım.. adeta sokak süpürgesi modunda gezerim gezerim gezerim..eve bile uğramadığım olur..şaka tabi ..eve geliyorum geceleri dışarısı pek güvenli olmaz diye tamamen security açısından koca korkusu mu o da ne ??
  lakin içinde bulunduğum ahval ve şerait bu dönemde kendimi eve adamamın uygun olacağını gösterdi bana..ben bir domestic oldum..varsa dondurucuya koyulacak sebzeniz bir telefon yeter..alırım bir paket koroplast buzdolabı poşeti koşarım imdadınıza..kavanoz gösterin turşu kurayım salça yapayım..tabi bunların hepsini yapmışlığım henüz yok ama içimde müthiş bir enerji var:))
  şimdi dönelim lutenitsaya..efendim kendileri bulgaristan dolaylarından bir kışlık sos yani bizim kahvaltılık sos diye tabir edebileceğimiz bir yiyecek harikası..içerisinde közlenmiş kırmızı biber ,közlenmiş patlıcan,.domates ,havuç, sirke ,tuz var..gerçi ben bu malzemelerin teki için bile şiir yazabilecekken  hepsini tek vücut görünce   bayıldım.zaten balıketiyle kilolu kavramı arasında gidip gelişlerim hep bu tarz yiyecek sevdamdan değilmi..ben her daim kahvaltılık sos yiyebilme ihtimalimi sevmedim mi?
  efendim yukarıda saydığım malzemelerin bazılarının közlenmiş ibaresiyle bulunması bize yaklaşık üç saatlik bir uğraş sunuyor..ama sonuç muhteşem bir lezzet...batmış bir ocak..ocaktan beter bir mutfak..kırmızı lekeli el tırnakları..beğenisine sunulan komşunun beğenisi...en sonuncusu egoyu tavan yapar..bazen düşünüyorum acaba yaptıklarımı paylaşmayı mı seviyorum komşumla; yoksa o beğensin diye mi yapıyorum..her ikisi de bana iyi geliyor..katımızda komşu olmak isteyenlere duyurulur:kiralık ev yoktur..hem göründüğü kadar da cazip değilim canım bazen bir ay boyunca haftada iki defadan sekiz defa havuçlu kek yapıyorum..uyarı geliyor komşucandan geç limonluya:)))tabi bu tabakların karşılığında gelen fırın balıklar, bahçe sebzeleri ,üzeri toz şekerli anne kurabiyeleri........vs....vs....vs.....

20 Ağustos 2012 Pazartesi

TUHAF HUYLARIM VAR ..HERKES GİBİ...

Tuhaf huylar deyince hemen aklınıza kötü şeyler gelmesin.Benimkiler sadece benim hayatımı zindan eden başkasına asla zararı olmayan huylar.Hani düzeltmek elimde değilmi ? Tabi elimde ama işte ne de olsa yılların getirdiği bir alışkanlık vazgeçilmiyor ya da ne bileyim vazgeçmek istemiyorum.
     Meselasına ( bu meselasına kelimesi eski bir iş arkadaşımın mesela kelimesine kattığı yorumdur..Ve ben ona bu kelimeyi söyletmek için gün içerisinde ne taklalar atmışımdır.).Az önce yatağımı derledim topladım jilet gibi düzelttim..Lakin bir zaman geçtikten sonra uyku bastırdı malum bayram günü kuş uçmaz kervan geçmez buralardan içime ağırlık bastı..Ama yeni düzelttiğim yatağa gece olmadan yatar mıyım ? Aslaaa..Gider iskemlede uyurum ama o yatağı bozmam..Huy işte..Yukarıda bahsi geçen yataktan yatağım diye bahsetmiş olmam sizi yanıltmasın kocam olacak halukla ikimizin yatağı doğal olarak..Kendisi de bu hakkı sonuna kadar kendine helal görüp gelip kendini laaaap diye attı yatağın üzerine .Hayır ben mecbur kalıp yatsam bile diken üzerinde dururum örtüyü bozmayayım diye..Hiç bakmadı   aynen yazdığım ses çıktı yataktan..Laaaaap..Şimdi çoğunuza garip gelen bu hadise bende düzen tertip takıntısı olduğunu aklınıza getirmesin; amacım tamamen aynı gereksiz işi defalarca yapmamak, tembelliğimi seviyorum..Bütün gün yatak örtüsü düzeltmek ne kazandırır insana..
   Bir diğer hadisede evdeki bilumum meşrubat içme sırasıdır..Şahsen bizzat kendim olarak biri bitmeden diğerini açmaya yıllardır karşıyım ..Ne mücadeleler veriyorum .Diyelim ki kola açıldı bir bardak içildi ama bir sonraki sefere benim haricimdeki ev sakinleri fanta içmek istedi ..Anaaam  teller karışıyor bende ..Tabi bunları yaparken asla çaktırmıyorum ..Açık olan şişenin daha soğuk olduğunu  söylüyorum..Hımmm kola nefis falan yalanını   uyduruyorum tabi kimse yemiyor.Kolanın bir nefisliği yoktur benim için ;belki ondan inanmıyorlar.Şimdi yine diyeceksiniz belki; sıra  takıntısımı bu ? Hayır küçük buzdolabı takıntısı..Dolaba içecek sığdırmanın dayanılmaz azabı takıntısı..Ama başarı yatak örtüsü gibi bunda da sıfır..
   Bir diğer nefret ettiğim huyum  da üzerimi giydiysem ve üzerimdeki kıyafet ;ütülü olduğu belli olması gereken bir kıyafetse; evden çıkmama da  daha vakit varsa ; oturup kalkmamaya gayret sarf ediyorum..Ama ne komik durumlarda kalıyorum bir bilseniz..Dizlerimi kırmadan eğilmeye çalışmam kollarımı robot gibi hareket ettirip bulaşık makinesi boşaltmam  (nedense hep son dakika gelir aklıma)...vs ..vs..vs..farkındaysanız buna takıntı değil aslında şundan bundan dolayı diye bir bahane bulamadım..o denli çaresizim bu konuda..
   Zamanından önce gitme ,bekletmeme ama hep kapıda kocasını beklemek zorunda kalma,anında ve hızlı karar verme,kararlarından planlarından ilahi bir engel olmadığı müddetçe vazgeçmeme.pişman olmama gibi huylarımda var..   


dip not:  sevmediğim huyum dürüstlüğüm ve insanlara her seferinde inanmam dayanamadığım tek şey yalancı ikiyüzlü insanlar..dünya için barış kardeşlik istiyorum..haahaaaa hep güzellik yarışmasında birinci olup sorulan sorulara bu cevapları vermek istemiştim ..Kısmet kendi bloguma imiş  :)))iyi bayramlar herkeZe..hahaaa bunada gıcığım herkez yazana ev ödevi..1000 defa herkes yazılacak.....

18 Ağustos 2012 Cumartesi

AVM DE GEÇEN BİRKAÇ SAAT VE ŞEHİR EFSANELERİ...

Bugün büyük bir avm de eşimi beklemek durumunda kaldım..Bir hayli   süre bekledim.Gir mağazaya çık mağazadan adlı ata sporumu layıkıyla yerine getirdikten sonra gittim bir cafe de oturup beklemeye karar verdim.Beklerkene belerkene sap modunda olmayayım diye açtım kitabımı okumaya başladım..Sonra tabi şeytan dürttü yan masa sağ masa sol masa derken başladım  laf dinlemeye..
  Konulara gelince yaş ortalamasına göre değişkenlik gösterdiğini şaşkınlıkla fark ettim..Yeni dille teenage denen eski  dille  ergenlerin tek konusu var :mobil tarifeleri ..Kaldır kontör mevzu indir sms  limiti..Anladığınız üzre beni pek sarmadı hoop başka masaya kulak kabarttım..Malum yıllar yılı kulaklıkla radyo dinlediğim için artık kulaklarım antensiz alıcı görevi görebiliyor:)
  Birkaç genç kadının aşk mevzuları da ilgimi çekmedi ..Malum ben 13 yıl önce bu muhabbetleri ziyadesiyle dibe vurdurduğum için gereksiz bir olgunlukla gülümsedim.(içimden tabiki)
  Veee asıl mavranın orta yaş ve az üzerinde olduğunu bir kere daha fark ettim..Muhabbetleri daha dolu daha saf ve daha hoş..Bir kere genelde  şehir efsaneleriyle muhabbete dalıyorlar..Hep birinin çok yakın akrabası varmış olay yerinde ..Birinin eski kayınvalidesinin bir akrabası görmüş..Bir komşunun oğlu iş başvurusunda bulunmuş da tesadüfen görmüş olayı(bu gün yarı buçuk duyduğum mevzu böyle başladı)..Birinin şusu öbürünün busu..Ama kendi gören  duyan bilen yok..Hep üçüncü ağızdan anlatılıyor olaylar ;ama çok güvenilir kaynaktan...hhaaahaaa...İnanılmaz hikayeler ..İnanılmaz bir aldatma hikayesiydi duyduğum..Yazık gerçekse ..değildir umarım..
     Sonra çocukluğumdan beri hafızama damga vurmuş şehir efsaneleri geldi  aklıma bir bir ..Akşam olsun dur dur anlatacağım size bir bir....
  1.       Hayatımın en büyük efsanesi sakallı bebek olayıydı..Bilen hatırlayan vardır ..Hani sakalıyla doğan bir bebek vardı da yanlış hatırlamıyorsam kıyamet üç güne kopar bilemedin beş gün ama bir haftaya garanti demişti..Bizim sokakta en az üç komşumuzun bir akrabasının kızı ebe hemşireydi ve sakallı bebeğin doğduğunu doğruluyordu.Günlerce konuşuldu .Sanırım bir gazetenin tiraj artımı için düzenlenen asparagas bir habermiş.Geçen merak ettim de gogıl amcaya sordum
  2. Hamburger hakkında da hep dönen geyikler vardır..Bazıları çok iğrenç onları yazmayacağım tabiki..Ama hep birilerinin bir akrabasının bir şeyi oğlu ya da kızı bir zamanlar burgercide çalışmıştır..Neler dönüyordur neler.Asla yenmemelidir.Amerika içine ilaç koyabilir az bira  salak olalım diye. birebir çalışan bir tanıdığım hiç olmadı..Ama bu konu açılsın bir deneyin fikri hikayesi olmayan yoktur..
  3. Yaşlı teyzeler vardır çocuk parklarında çocuğunu oynatmaya gelen annelerin akıllarını alırlar..Değişik kaçırılma hikayeleri anlatırlar ..Hep bir tanıdığın çocuğu parkta oynarken kaçırılır ..Taa suriye de  ya da kastamonu da bulunur..Neyse ki teyzoşların vicdanı hep ağır basar çocuklar hep bulunur..
  4. Son olarak yakın  yılların en büyük geyiği kpss sonuçlarına göre torpille atama yapıldığı..Yapılmıyor diyemem  belki oluyordur; inşallah olmuyordur..Haksızlık çok ağır bir yük..Bizim bir akrabanın kaynını 35 puanla atamışlar..Şunun komşusunun eltisi 40 puanla bakanlığa girdi.Normalde kaç puan gerekir desen bilmez :)..ama ne gören vardır ne bilen..                          ......Özetle bu konular muhakkak yaşanmış olabilir ama belki de olmayabilir..İnsanların bu konuları sevip benimsemeleri yeter..Dilden dile yıllarca süregelir                                                                                                           

16 Ağustos 2012 Perşembe

KULAKLIKLA ARKASI YARIN DİNLEMEYE NERELERDE ALIŞTIM ADLI ARAŞTIRMA GELİŞTİRME YAZIM..

Yıllar önce şu an çalıştığım işe girdiğim zamanlardı..İçinde bulunduğum ahval ve şerait maddi açıdan bu işte kalmamı en azından bir süre daha kalmamı adeta emrediyordu.İşle ilgili sıkıntılarımı anlatmayacağım zira hatırlamak istemediğim anılardı..
Derken dahiyane bir fikir buldum her şeye daha kolay katlanmak için ..Kulaklıktan radyo  arkası yarın ve radyo tiyatrosu dinlemek..Tabiki yasak bir çok iş yerinde olduğu gibi..Ama acar muhabiriniz cevat kelle yılmadı azmetti kulaklığı kıyafetinin içinden geçirip başörtümün altından hooop kulağıma taktım..Ama sadece tek kulağıma ..Çok komik sahnelere yol açmadı dersem yalan olur bazı bazı..Radyodaki bir şeye aniden gülmem  yüzünden  arkadaşlar benim için:  deli herhalde üzerine gitmeyelim yazık akıllı hanım bir kıza  benziyor diyorlarmış çok sonra öğrendim söylenen şeyleri.. Kimi zaman duymamam işitme sorunum olduğuna ya da duysam da cevap vermemem geç anlıyor oluşuma yoruldu ..Tabi onu da sonra öğrendim..Abartısız 8 saat kulaklık kulağımın hemen yanında durdu her gün..Ama asla içine sokmadım kulaklığı ..Maazallah her gün 8 saat kulaklıkla kapalı hangi kulak halil sezai misali isyeeaağğn etmez ki..
  Bu alışkanlığım dört  yıl sürdü..Daha da sürerdi ama görevim konumum  artık iki kulağıma da ihtiyacım olduğu bir yere geldi..
  Bu dört yıl boyunca sayısız radyo programı ,yüzlerce arkası yarın , onlarca radyo tiyatrosu dinledim..Okumaya fırsat bulamadığım bir çok kitabın sesli kayıtları da cabası..Tabiki bunları elde etmek kolay değil ..Sağ olsun abim araştırıp karıştırıp tüm interneti eleyip ;bana bunların en temiz kayıtlarını buldu.
  İlk zamanlar telefonumun radyo ve mp3 ünü kullandım..İlerleyen zamanda kendime radyosu çok kaliteli bir mp 1 2 3 4 5 6 gibi bir alet aldım.aldığım kulaklığın sayısını inanın hatırlamıyorum ama herhalde o zamanlar kulaklık sektörüne hayli desteğim olmuştur.Sorarım size kim yanında iki yedek kulaklıkla geziyor hhaahaaa
  O günleri özlemiyor değilim..Çok eğlendiğim zamanlardı.Çok da şey öğrendim.Şimdilerde başka şeyler eğlendiriyor beni..Bu anımı yazdım çünkü belki birileri de  bir yerde benim gibi içinden çıkamadığı bir durumu daha katlanılır hale getirmek için çözüm arıyordur..Belki de çözüm ortağı olurum..Hayat felsefemdir ..Sorunun değil çözümün parçası olabilmek..BATARKEN GÜNEŞ ARDINDAN TEPELERİN BLOGA YENİ YAZISINI EKLEME ZAMANI  GELDİ YASEMİNİN BİRİNİN..

13 Ağustos 2012 Pazartesi

HİÇ KEREBİÇ YEDİNİZMİ?? BENDE YİYEMEDİM YURTİÇİ KARGO SAYESİNDE.

Geçen hafta bulunduğumuz semtte ramazan münasebetiyle çakma direkler arası modeli bir çarşı kuruldu meydana .E adettendir bir kez bile olsa gidelim görelim dedik..Oflaya puflaya dolaşırken anaaaa baktım yöresel bir stand kurulmuş ve kerebiç satılıyor.Kerebiç  bazı yörelere göre gerebiç  adlı benim için muhteşem bir lezzet..çook yıllar önce mersinli bir  arkadaşım getirmişti krema ile servis edilen bir tür kurabiye ama ne kurabiye.mmm  nefis.İçi ceviz dolu tarçınlı..Neyse efendim derhal  çark ettik  kerebiçlere doğru; lakin her türk erkeğinin taşıdığı  cool tavır ile kocam bozuk paramız yok şimdi ikibuçuk lira  için para bozmaz adam bir  de söylenir diyerek beni melul melul bakmak suretiyle çekiştirip götürdü..Kocamdır evimin direğidir öyle münasip görmüştür dedim çeperi auralı bir hanım kadın olarak usul sessiz evime döndüm....dememi bekliyorsanız yanılıyorsunuz..söylendim söylendim .O Kerebiç mevzunu ekstra large platforma taşıdım..ama söylenirken eve gelmişiz..Fark etmedim .Başka akşam alırız  gibisinden bir  ses geldi koca kısmından hayal meyal hatırlıyorum..
    Derken vakit oldu erken ve başka akşam denilen akşam geldi çattı..Hiç çıkacağım yoktu sırf kerebiç uğruna tekrar çıktık o akşam..Veeee mutlu son ..Hayıırrrr olur mu ? ..Olamaz ..Stant kapalı..Adam kapamış dönmüş memleketine, yerinde yeller esiyor..Kaçan balık büyük olur giden kerebiççi kahraman olur diye bir atasözü varmı bilmem ama yoksada ben yaptım oldu..Tanıyanlar benim kerebiç konusunu ne denli uzatabileceğim konusunda hemfikirdirler..Almadık senin yüzünden kıyamadın parayı bozdurmaya zaten benim hangi istediğim oldu ki ....den girip bu yıl tatile çıkamadım zaten işlerde böyle güçlerde şöyle vah beni oy bana'ya kadar gelmişim bi çırpıda..
   Lakin sabun köpüğü olan kerebiç aşkım ve hezimetim çabuk söndü gitti unuttum..Ama kocacığım unutmamış..Ölür gider içime dert olur diye ( belki söylenirken ölsem kurtulsam falan demişimdir şaka şaka demem öle şey mazallah eşref saati var eşşek saati var)  aramış bulmuş internetten sipariş etmiş ..Kerebiççi Oğuz diye biri varmış ünlü ..
   Amaaan bekle bekle yine muma döndüm ve bugün nihayet geldi..Derin bir oh çektiniz dimi çekmeyinn bitmedii...Paketi açarımda ne görürüm paramparça olmuş birbirine girmiş kerebiçler...Şimdi kocacığımada bi şey demem Allah taş yapar adamı..Hırsımı almak için girdim internet sitelerine döşendim bir güzel..baktım yorumunuz denetlenip ööle yayınlannacak diyo .Yermiyim ben bu numaraları ..Bence yemem.
   Girersin tekrar sitelerine alırsın tel numaralarını .....Gözünüzde canlandırın avrupa yakasının Şahikasını..Tavır aynı tavır ..Başladım söylenmeye ..Kadın bir ara bana acıdı hissettim telefonda nasıl mı? Dediki sizin için çok üzüldüm keşke böyle olmasaydı..Ama bu telefondaki kadının  sözlerinin alt yazısı şudur bence :  manyakmısın be kadın ramazan günü dırdırdır  sanki dünyayı kurtaracak kerebiçle ye otur ne vıdı vıdI yapıyon kolay ye diye parçaladık gönderdik..Neyse efendim bir müddet daha içimdeki Şahikayı konuşturup derhal Emine S Beder moduyla sakin sakin konuşmaya başladım..Özür dilemeler kargoyu suçlamalarla falan filan derken iki kadın gülümseyerek kapadık telefonu..Sanki kapatırken ben bunu telafi etmek için yenisini mi göndericem dedi bana mı öyle geldi hayalmiydi ben delimiydim bilemedim ki...Hayır hayal de değil ben de deli değilim ..Sadece parasını ödediğim şeyin karşılığının almak isteyen Yaseminin biriyim...SAYGILAR....

12 Ağustos 2012 Pazar

SÜRPRİZ BİR YUMURTA GİRDİ HAYATIMA ...

Sevgili kocam hali hazırda iki kişi olduğumuzu unutup tam on beş yumurta almış.Malum ramazan kahvaltı falan yapmıyoruz; e sahura da açıkçası yumurta pişirmek ya da yumurtalı bir yemek yapmak bendenize biraz zor geliyor.Neden derseniz sahur vakti içimde yatan nalet ters mutsuz negatif insan (insan  bile diyemeyeceğim ıyyk)ruhu bedenime sahip oluyor.peynir ekmek tak tuk diye masaya konup şahsım tarafından asla bir şey yenmeyip suyumu içip uykuya devam ediliyor.Zaten yumurtayı nadir yerlerde yiyen bir kocam var.
  Ama bu yumurtalar başıma iş oldu bugün.Aslında bir ara hepsini kırıp kaza süsü de vermeyi düşünmedim değil.En çok yumurta kek yaparken kullanılır diye kek yapayım dedim ama yiyecek kimse olmaz bu sıcakta diye vazgeçtim.Derken bir ışık yandı kafamda Ak parti ampulü oldum o an...Yumurtayı iftarda kocama yedirme yolu buldum..Piyaz...Evet yanlış okumadınız piyaz..bilirsiniz güzel bir piyaz haşlanmış yumurtayla süslendimi oooo değmeyin keyfine..
   Başladım hazırlığa; itiraf edeyim bulduğum dahiyane fikir gücünü azar azar yitirmeye o an başladı..lakin çok geçti..fasulye haşla onu doğra bunu doğra soğanları tuzla ov derken zeytin meytin piyazı hallettim..Ama piyaz tek başına çok acınaklı kaldı yanında köftesi olmayınca..tabisiynen acar ev kadını yasemin yolundan döndü sanıyorsanız yazık yanılıyorsunuz ..köftede yaptım..sonra domates çorbası takip etti köfteyi.İki saat mutfaktan çıkamadım bir makine dolusu bulaşık da cabası ..aman ne var onda makine yıkıyor geyiğine girmeyin rica edicim zira makine boşaltmak kadar hazzetmediğim nadir iş var hayatta...
     Velhasıl kelam bir yumurta başıma ne işler açtı..sürpriz yumurta dedikleri bu olsa gerek..

EVLİ...MUTLU... ÇOCUKLAR BABAANNEDE...

İnsan aşık olduğu biriyle evli olunca( ki karşı tarafında aşık  olması gerekiyor bu tarife göre) bazen sessiz kalıncada mutlu oluyormuş..Geçen on üç yıllık evliliğim çok şey öğretmiş bana ..Otuzlu yaşlarımın başındayım
henüz ve uzun  bir müddette başlarında kalmayı planlıyorum.Şimdi otuz üç yaşımdayım ,bir kaç yıl sonra bir ara otuz beş olur orada demir atarım..Varsın kocam yaşlansın ben hep onun genç eşi olarak kalayım.İlk yıllarda hep konuşmak hep anlatmak isteyen ben baktım ki hala istiyorum...Şaka şaka artık sessiz kalınca hiç bir şey konuşmayınca hiç bir şey anlatmayınca da uyum içerisinde olabiliyormuşuz;birbirimize sevgimiz ilgimiz eksilmiyormuş.Tamam itiraf ediyorum benim gibi bir kadın uzun süre sessiz kalamıyor ama.....
        Aynı koltukta yan yana ayrı bilgisayarlarda bir şeylerle ilgileniyoruz sadece tuş sesleri var .o da benim emektar laptobumun tuş sesi;beyefendininki dokunmatik kibar tıpkı kendi gibi; sadece pıt pıt diye ses çıkarıyor.
      Çocuklarımız yaklaşık bir aydır babaannelerinin yanında tatilde..Onların olmayışı beraberinde çok şey getiriyormuş fark ettik :.özlem ,burun direği sızlaması ,her şeye ağlayan bir ben,yapmayı düşündüğümüz her şeyi kızlar gelinceye erteleme,sessizlik sakinlik,az masraf.........Ortaya çıkan son tablo  ileride inşallah kendi hayatlarını kurduklarında bizim hayatımızın demosu oldu  .Umarım her şey yolunda gidecek ve yıllar sonra biz yine böyle yalnız kalacağız;belki biraz daha yaşlı (o kısım kocamın olan kısım benim değil(:  )  belki biraz daha huysuz ( heh işte benim bölüm başlıyor ) belki biraz daha yorgun( ortak alan)....AMA MUTLU AMA AŞIK AMA SEVGİ DOLU...
     

11 Ağustos 2012 Cumartesi

HAYATIMDAKİ ÖNCELİKLERDEN BAZILARI ..KİTAP...RADYO..VE ONLARI HAYATA GEÇİRENLER..

Yıllar önceydi  Best  fm de inleyen nağmeleri dinliyordum .Arzu Çağlan' ı tanımayan yoktur o yüzden o konuda ayrıntı vermeyeceğim.  O günkü programda  konu mektup.. Artık mektup kalmadı hadi bana mektup yazın dedi..Bende hiç yapmayacağım şeyi yapıp hayatımın ilk mektubunu ona yazdım.O güne kadar herhangi bir radyoyu arayıp sıradaki parçayı istemişliğim dahi yoktu.Tabi benim gibi çok dinleyici mektup yazdı..Ama benim farkım mektubu postayla değil de kargoyla yollamamdı..Tek kargoyla yollayan ben olmuştum.Bunu bilinçli yapmadım tabi tamamen posta ile asla işim olmayışından .O an çok mantıklı gelmişti mektubu kargoyla yollamak..şimdi düşününce çok gülüyorum.
 Derken böylece o da beni fark etti.Sonra sosyal medyadan birbirimize ulaştık;yıllardır aramızda çok sıcak bir dostluk var. Çok şey öğrendim ondan hala da devam ederim öğrenmeye.Kitaplar yazdı Arzu.. Okudum ve okumaya devam edeceğim.(inleyen nağmeler,vişne,keyfegezer ) takıldığım şeyleri sorarım;güldüğümü, ağladığımı paylaşırım.her gün dinlemezsem işim rast gitmez ...Belki senede bir ya da iki kez görüşürüz ama;varlığını bilmem yeter derler ya heh işte öyle bir şey.

Bende ilginç tanışma çok arkadaşlar  bu yılın bomba tanışmasını da en son Mira Şeniz Erten ' le yaşadık.Göster Yüzünü Ey Aşk adlı kitabın yazarı..Arzu'ya konuk olmuştu.Kitap ilgimi çekti.Genelde kitaplar ilgi alanımdır zaten.Düştüm kitabı almak için yollara..Yalan tabi yola düşmek yerine çabuk ulaşmak için  netten sipariş etme gafletinde bulundum kitap siparişim gitti gelmez uçtu konmaz oldu..Ben boş dururmuyum durmam

10 Ağustos 2012 Cuma

SİNİR OLDUĞUM ŞEYLER VAR HAYATTA...

  1. Mandal izi olan kıyafetler giyen orta yaş ablaları...Ablaa ütü var hayatta bildinmi ütü...
  2. Beni kitap okurken gören ve ne okuyosun diye meraktan çatlayıp soran insanlar , neden: al istersen oku dediğimde yan çizmek için vakitsizlikten yoğunluktan söz açarlar..sanki ben söğüt gölgesinde yan yatıp ekmek elden su gölden yaşıyorum..bir de bu insanların küstahları var onların dilinde   kırık cam parçaları olur..kırıcı olarak  söze  başlar :  iyi vakit buluyosun valla ben istesemde yoğunluktan okuyamıyorum......bunun alt yazısı seni kıskanıyorum çatlıyorum ama ben beceremiyorum
  3. Hiç izlemediğim diziyi benimle izlemek ve bana anlatmak gibi ulvi bir görevi misyon edinmiş yaşlı akrabalar..istersen yırt kendini anlatacak o .çaresizsin .sus izle salla kafayı aralarda evet hıı de..
  4. Param yokken almak için ahdettiğim şeyleri neden param olunca gereksiz buluyorum..?
  5. Sosyal medyada yazdığım herşeyi okuyana ama bana sürekli bilgisayar başında bu işlerle uğraştığımı ima eden arkadaşlarım..pardon ama ben yazdım sen okudun..eşitiz ekran başında.
  6. İşten eve geldiğimde sahte mahkeme mizansenli bir program var bi kanalda .dehşet kötü bir yapım.işte o programı izleyen annem ve kızlarımı görünce yalan dünyanın nurhayatı gibi kriiz diye bağırmak istiyorum ama bağıramıyorum..annem her seferinde neden izliyosun soruma kanalları gezerken orda kalmış cevabını veriyor..işte bu ve bunun gibi şeylere çok kızıyorum birde en sevmediği şey yalan olan en sevmediği özelliği dürüstlüğü olan insanlardan olamama kızıyorum:)))))

EVİM EVİM ÇİLELİ EVİM..

Bazı sebeblerden dolayı iki gündür evdeyim..tabiki yeryüzündeki bir kısım insanlara olduğu üzre banada rahat batmakta..hemde nasıl..içimdeki ses  boş durma evin şeklini değiştir diyor..tabi bu ses kötü olan ses hep beni baştan çıkarıyor..ama arkalardan gelen  cılız titrek bir ses daha var o da galiba pek duyamıyorum ama yapma kocan çok kızaarr diyor..neyse zaten onu pek duyamadığımı belirttim:)..neyse efendim başladım plan proje yapmaya  o dolabı boşalt bu dolabı çek derken çarşı yine karıştı ..ama güzel olacak..her seferinde böyle düşünüyorum..ama nedense bir ay geçmeden sıkılıyorum..mimliyim bu konuda yeğenim bile gelince bakalım bu hafta ne değişmiş diyor..zamanında yatak odasıyla oturma odasını değiştirmişliğim vardır tek başıma..kocamın tek korkusu bir gün eve gelince diğer dairelerden biriyle yer değiştirmemiz..benimde tek korkum bir gün kocamın beni değiştirmesi..çünkü çok kızıyor..anlamıyor beni ..neden diyor niçin diyor  ..nasıl demiyor ama nasıl yapıyorsun dediği anda ay zor oluyor gel yardım et derim biliyor..çakalll..az kurnaz değil..lakin şunuda belirtmeden geçemeyeceğim bu akşam yine surat asan bir kocam olacak..oysa ne kadar isterdim evin şeklini değiştirdiğimi görünce havalara zıplayıp oleeyyy canım karım demesini boynuma sarılıp iyiki eşyaları oraya buraya çekiyosun yıpranma paylarını arttırıp  ( ki ben kibarcasını yazdım o eşyaların içine......sun  diyor) bana kısa zamanda yeni eşyalar alma fırsatı veriyorsun demesini..çok içlendim şimdi.kimbilir belki bu sefer olur..yılmayıp denemeliyim..bloğuma bir iki gün yazmazsam arkamı arayın beni sahipsiz komayın..başıma bi iş gelebilir:))

9 Ağustos 2012 Perşembe

kamuoyu duyurusudur belkide azıcık basın bülteni....

beni bilen bilir bilmeyene azıcık anlatayım..bazen dalgacı bazen soğukkanlı bazende dırdırcı olabilirim..birazda materyalist olduğum söylenebilir hani azıcık:)) mesela bir demet çiçekten çok, güzel bir yüzük beni daha  mutlu eder .hiçbir özel günde bir öpücük bana yeterli gelmez anneler gününde bile ne var canım zaten hediyeyi babaları almalı  :))ama dürüstüm bu da bir erdem ..yani bazen bir çok kötü şeylerden  azıcık olabilirim ama asla ve asla nefret dolu bir insan değilim .....yani değildim ama artık karıncalardan nefret ettiğimi kamuoyuna duyuruyorum..sizden nefret ediyoruuuum....mutfağımdan defoooluuunnn..yeter artık banka kredisini biz ödüyoruz ve evimizi sizinle paylaşmak istemiyorum..ohhh rahatladım yaaa:))

bunları düşünüyorum sizde bilin istedim..durmaz içimde: sizin hiç limonlu vazelininiz oldumu ablaaa..

bunları düşünüyorum sizde bilin istedim..durmaz içimde: sizin hiç limonlu vazelininiz oldumu ablaaa..: taşınan işyeriniz size değişen su ve sabundan dolayı aşırı kuru bir ( hatta iki) el olarak döner..sizde vıcık vıcık limonlu vazelininizi ...

sizin hiç limonlu vazelininiz oldumu ablaaa..

taşınan işyeriniz size değişen su ve sabundan dolayı aşırı kuru bir ( hatta iki) el olarak döner..sizde vıcık vıcık limonlu vazelininizi ellerineize avuçla sürersiniz ve beyaz penye eldivenlerinizi giyer koltukta çakma uşak pertev modunda eldivenli eldivenli oturursunuz..hıı bu arada sürdüğünüz vazelinin aşırı limonlu kokusundan dolayı kocanız uzakta dur kokusu içimi bayıyo der ve ezikler sizi:((((

aşk meşk olayları..

ben kız lisesinde okudum bilen bilir sağlam geyik döner..aşk üzerine..hafızamda kalan en net olay...hafızamda kalan dedimse o kadarda yaşlı değilim canım şunun şurasında mezun olalı onaltı yıl olmuş..ayyy çok olmuş loo şimdi farkettim..neyse konuya döneyim zira konudan uzaklaşmış hissettim kendimi...üzerinde beyaz ip bulan o gün sevgilisini görür..peeeeh kandırmacanın daniskası..zaten tüm gün beyaz iplikle uğraşıyosun üstün başın beyaz ip:))şahsen ip bulduğum için sevgilimi gördüğüm olmadı..belkide inanmayışımın etkisidir..diyelimki aramızdan birinin sevgilisi var..ne güzel işte dimi değil işte kazın ayağı öyle değil...halada bilmem kazın ayağını o da ayrı bir muamma:) ve  etrafını kuşatan üç dört kız tarafından sıkı bir kampa alınır bu zavallı sevgilisi olan kızceğiz..biri der yüz verme biri der sıcak davran diğeri der elini tutma öteki sorar öptünmü..hani sorsan bildiklerinden değil ordan burdan dergiden tv den bilgileri yaş onaltı ne olacak..tüm gün okuldasın zaman nasıl geçecek..des aralarında notlar yazılır havada uçar..bir tek ben yazdığım notları geri alma koşuluyla yazardım..neden ..akıllıyım çünkü geri alıp yırtardım yazdığım notu delil bırakmamalısın:))mazallah yakalanma korkusu var.atıp tutuyoruz onu yap bunu yapma diye sanki yaşam koçuyuz.birde muhteşem bir cümle vardı o yıllarda SEVDİĞİNİ SERBEST BIRAK DÖNERSE SENİNDİR...peh peh peh.bu yazıyı yazmak nerdenmi aklıma geldi az önce bir yerde arkadaşımın sosyal medya profilinde(bildiğinz face  inde canım havalı olsun diye öyle yazdım)yazdığı  Sevdiğini serbest bırak. Dönerse senindir, dönmezse ebenindir, zıplıyorsa delidir, çömeldiyse dokunma.  yazısını gördümde..bir dönem sevdiğini serbest bırakanlarla geçti hahaaaaa dönen yok hala....

bu gün...

bugün ne güzel bir gün ......[aslında dünde güzeldi..yarında sanırım güzel olacak..evdeyim ya hergün güzel..]deliye hergün bayram misaliyim bu aralar.............

6 Ağustos 2012 Pazartesi

koca denen muamma...

eve koca gelir... ki bu saatte gelen kocayı da eve almak ne denli doğru o  da ayrı bir mesele ama..hoş karşılanır ne de olsa kocadır  iyidir hastır gelirken aramıştır bi şey lazımmı diye..bu saatte ne lazım olacaksa.güzel güzel denirki blog açtım ben..gelen cevap NEDEN??  kalakalınır..kötü bi şey denmez ..sabır en büyük erdem..hiiç işte.. koca tekrar konuşur NEYSE BAKARIM Bİ ARA BENDEN BAHSEDİYOSUNDUR KESİN..Allahım yaaa ..seviyorum bu adamı işte ne yapayım:))kendini de pek önemsemekedir .bozulmazkoca kısmı .. fazla şişmiş egonun kime ne zararı olacakki:))hahaaa içi içini yiyodur belkide belkide rol yapıyo cool takılıyo ..

5 Ağustos 2012 Pazar